Hamas, Gazze Şeridi’nde devam eden saldırılara ilişkin yaptığı resmi açıklamada, İsrail’in bölgedeki eylemlerini sert bir dille eleştirdi. Hareket, İsrail’in Filistin halkına yönelik “soykırım” niteliğindeki saldırılarını, uluslararası toplumun içine düştüğü derin sessizlik ve acziyetten aldığı destekle sürdürdüğünü vurguladı.
Hamas, İsrail’in ateşkes görüşmeleri veya mutabakat süreçlerini bir “kalkan” olarak kullanarak, sivil halk üzerindeki baskıyı ve imha operasyonlarını derinleştirdiğini öne sürdü.
Gazze’de yeni sivil katliamı
Hamas’ın açıklamasında, Cumartesi günü öğleden sonra Gazze şehrindeki Nasr mahallesinde bir konutun İsrail savaş uçakları tarafından vurulması da yer aldı. Saldırıda aralarında bir kız çocuğunun da bulunduğu 5 sivilin hayatını kaybettiği hatırlatılarak, bu olay “kasıtlı bir savaş suçu” ve Netanyahu hükümetinin yürüttüğü imha politikasının bir parçası olarak nitelendirildi.
Küresel topluma acil müdahale çağrısı
Hamas yönetimi, aralarında ABD’nin de bulunduğu ateşkes anlaşması garantörü ülkelere doğrudan sorumluluk yükledi. Açıklamada, “Netanyahu hükümetini durdurun ve devam eden bu suçları sona erdirin” çağrısı yapılırken, uluslararası kuruluşlara da İsrailli yöneticilerin “insanlığa karşı işlenen suçlar” kapsamında hesap vermesi gerektiği hatırlatıldı.
Gazze’de yıkımın boyutu: 247 bin kurban
8 Ekim 2023’ten bu yana Batılı güçlerin desteğiyle sürdürülen askeri operasyonlar, bölgede tarif edilemez bir insani felakete yol açtı. Filistin kaynaklarına göre gelinen son nokta, bölgedeki trajedinin boyutlarını gözler önüne seriyor:
-
Can Kaybı ve Yaralılar: Toplamda 247 binden fazla Filistinli şehit oldu veya yaralandı; kurbanların büyük çoğunluğunu kadınlar ve çocuklar oluşturuyor.
-
Kayıplar: 11 binden fazla kişi halen kayıp durumda.
-
İnsani Kriz: Açlık ve kıtlık nedeniyle çok sayıda çocuk hayatını kaybederken, yüz binlerce sivil yerinden edildi.
-
Yıkım: Gazze’deki kentlerin büyük bir bölümü haritadan silinmiş durumda; altyapı ve yaşam alanları tamamen yok edildi.
Hamas, uluslararası mahkemelerin ve insani yardım örgütlerinin kararlarının İsrail tarafından görmezden gelinmeye devam edildiğini belirterek, dünya kamuoyunun eylemsizliğinin bölgedeki şiddet sarmalını tırmandırdığına dikkat çekiyor.



