Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot ve Almanya Başbakanı Friedrich Merz, İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in Gazze Şeridi’nde her gün onlarca Filistinlinin öldürülmesini talep eden skandal açıklamalarını sert bir dille kınadı. İki Avrupa ülkesi, uluslararası hukuku ihlal eden bu tür çağrılara ve aşırılık yanlısı eylemlere karşı ek yaptırımların gündemde olduğunu duyurdu.
Paris ve Berlin’den sert diplomatik tepki
Fransa ve Almanya hükümetleri, İsrailli aşırı sağcı bakanların açıklamaları ve yerleşimci şiddetine karşı ortak bir tutum sergiledi:
-
Fransa’dan seyahat yasakları ve yaptırım sinyali: Fransa Dışişleri Bakanı Barrot, Ben-Gvir’in tehlike oluşturmayan sivillerin öldürülmesi yönündeki söylemleri ve “Sumud Filosu” aktivistlerinin gözaltına alınması görüntüleri nedeniyle 23 Mayıs’tan bu yana Fransa’ya girişinin yasak olduğunu hatırlattı. Batı Şeria’nın ilhakını ve Gazze’nin yeniden işgalini savunan Maliye Bakanı Bezalel Smotrich’e de 9 Haziran’dan beri giriş yasağı uygulandığını belirten Barrot, şiddet yanlısı yerleşimcilere yönelik yeni yaptırımların masada olduğunu kaydetti.
-
Almanya’dan “uluslararası hukuk” vurgusu: Almanya Hükümet Sözcüsü Sebastian Hell, Başbakan Friedrich Merz’in Ben-Gvir’in çağrılarını “kabul edilemez ve uluslararası hukukun açık bir ihlali” olarak nitelendirdiğini aktardı. Merz, İsrail’in Batı Şeria’daki stratejik “E1” bölgesinde yürüttüğü yasa dışı yerleşim genişletme projelerini Berlin’in kesinlikle reddettiğini vurguladı.
-
Avrupa düzeyinde yaptırım hazırlığı: Almanya Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Lars Klingbeil ise bu açıklamaların cezasız kalmaması gerektiğini ve Avrupa Birliği düzeyinde somut yaptırım adımlarının tartışıldığını belirtti.
İsrail Dışişleri’nden suçlamalara ret
Batılı ülkelerin yaptırım ve kınama kararlarına tepki gösteren İsrail Dışişleri Bakanlığı, alınan bu tedbirlerin “antisemitizmi körüklediğini” öne sürdü.
Açıklamada, yerleşim politikalarının “tarihi ve dini bağlar” gerekçesiyle sürdürüleceği savunulurken, Birleşmiş Milletler ve uluslararası kamuoyu söz konusu yerleşimlerin ve ilhak planlarının uluslararası hukuka tamamen aykırı olduğunu yinelemeye devam ediyor.



