İsrail ordusunun işgal altındaki Batı Şeria’da yürüttüğü askeri operasyonlar, Filistinlilere ait sivil konutların zorla boşaltılarak kışlaya, gözetleme noktasına ve geçici sorgu merkezine dönüştürülmesi uygulamasıyla yeni bir boyut kazandı. Cenin kenti çevresindeki yerleşimlerde yaşanan son olaylar, sivillerin evlerinde saatlerce rehin tutulduğunu ve mülklerin tahrip edildiğini ortaya koyuyor.
Kendi evinde elleri bağlı sorguya çekildi
Cenin’in güneyindeki Kabatiya beldesinde yaşayan 37 yaşındaki Mahmud Nezzal’ın evi, İsrail askerleri tarafından kapısı patlatılarak 5. kez baskına uğradı. Askerler, evdeki 3 aileye mensup kadın ve sekiz yaşından küçük çocukları alt kattaki tek bir odaya kilitlerken, Nezzal’ı üst katta saatlerce elleri plastik kelepçeyle bağlı şekilde alıkoydu.
Baskın sırasında beldeden toplanan yaklaşık 50 Filistinli de Nezzal’ın evine getirilerek gözleri bağlı şekilde sorgulandı. Askerlerin çekilmesinin ardından evde göz bağlama bezleri ve tahribat izleri kaldı.
18 kez tahliye edilen evler ve zorunlu göç baskısı
Bölgedeki diğer sivil yerleşimlerde de benzer bir tablo yaşanıyor:
-
Fakua köyü: Ayrım duvarına yakınlığı gerekçe gösterilen Muayyad Abbas’ın evi, 7 Ekim 2023’ten bu yana 18 kez zorla boşaltıldı. Ramazan ayında 17 gün evinden uzaklaştırılan Abbas, birikimlerinin ve çocuklarının kumbarasının çalındığını belirtti.
-
Yabad beldesi: İyad el-Kuneyri’nin ailesiyle yaşadığı 3 daireli bina, 48 saatliğine askeri nokta yapılmak üzere 20 dakikalık tahliye süresinin ardından boşaltıldı.
Hızlı baskınlardan kalıcı konuşlanmaya geçiş
Askeri uzmanlar, İsrail ordusunun Batı Şeria’daki taktiğini “hızlı gir-çık” operasyonlarından, evlerde günlerce süren “uzun süreli konuşlanma” modeline dönüştürdüğünü belirtiyor.
Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA) verilerine göre, 2026’nın ilk yarısında en az 40 Filistin evi doğrudan askeri amaçlarla kullanıldı. Aynı dönemde yerleşimci ve ordu baskısı nedeniyle 2 bin 200’den fazla sivil yerinden edildi.
Filistin İnsan Hakları Örgütü Al-Haq Genel Müdürü Şavan Cebbarin, Uluslararası Adalet Divanı’nın Temmuz 2024’te işgalin ve askeri uygulamaların yasa dışı olduğuna hükmettiğini hatırlattı. Cebbarin, uluslararası hukukun sivil mülklerin askeri amaçla kullanımını katı şartlara ve tazminata bağlamasına rağmen, İsrail yasalarının verilen zararları tazminatsız bıraktığını ve askerlerin sivil yerleşimleri kalkan olarak kullandığını vurguladı.



