Taliban’ın Afganistan’da yönetimi yeniden ele geçirmesinin üzerinden 5 yıl geçerken, Kabil yönetiminin uluslararası toplumla ilişkileri katı bir izolasyondan ziyade pragmatik ve çok boyutlu bir işbirliği ağına dönüştü. Temmuz 2025’te Kabil yönetimini resmen tanıyan ilk ülke olan Rusya hariç tutulduğunda, küresel aktörler resmi siyasi tanıma adımını ertelemeyi sürdürüyor; buna karşılık güvenlik, madencilik, ticaret, lojistik ve insani yardım alanlarında doğrudan temaslar hız kazanıyor.
Afganistan Dışişleri Bakanı Emir Han Muttaki, Kabil’in halihazırda büyükelçilik ve konsolosluk düzeyinde 40’tan fazla diplomatik misyonla doğrudan çalıştığını ve onlarca uluslararası kuruluşun başkentteki faaliyetlerini sürdürdüğünü ifade etti.
Çin ve Orta Asya: Enerji, maden ve koridor diplomasisi
Pekin yönetimi, Kabil’deki büyükelçiliğini açık tutarak Sincan sınır güvenliğini garanti altına alma ve yer altı kaynaklarına erişim stratejisi yürütüyor. Çin, Logar vilayetindeki 3,4 milyar dolarlık Aynak bakır madeni projesini işletirken, Vahan Koridoru üzerinden doğrudan karayolu bağlantısı kurmayı hedefliyor. Çin Taliban’ın atadığı büyükelçiyi akredite etse de geleneksel diplomatik süreçlerini gerekçe göstererek resmi tanıma ilanını henüz yapmış değil.
Orta Asya cumhuriyetleri de ekonomik ve lojistik entegrasyonu önceliklendiriyor:
-
Özbekistan: 2026 yılı itibarıyla Kabil ile 520 milyon dolarlık ticaret anlaşmaları imzaladı; Özbekistan-Afganistan-Pakistan demir yolu projesiyle Umman Denizi’ne ve Hint Okyanusu limanlarına açılmayı planlıyor.
-
Türkmenistan: Afganistan üzerinden Pakistan ve Hindistan’a doğal gaz taşıyacak 735 kilometrelik TAPI Boru Hattı projesini ilerletiyor.
-
Güvenlik işbirliği: Bölge ülkeleri, DEAŞ/Horasan tehdidine karşı Kabil yönetiminin sınır denetimi kapasitesini kritik bir güvenlik unsuru olarak görüyor.
Bölgesel güçlerin pragmatik dengesi: Pakistan, İran, Türkiye ve Hindistan
Pakistan ile Kabil arasındaki ilişkiler, Durand Hattı anlaşmazlıkları ve Pakistan Talibanı (TTP) iddiaları nedeniyle müttefiklikten sınır çatışmalarına ve diplomatik krizlere evrildi. Kabil yönetimi, İslamabad’ın sınır kapılarını kapatma baskısına karşı ticaretini İran ve Orta Asya hatlarına yönlendiriyor.
İran, Helmand Nehri su paylaşımı ve sınır gerilimlerine rağmen Çabahar Limanı üzerinden Kabil’in deniz ticaretini sağlayan en büyük ortaklardan biri konumunda bulunuyor.
Türkiye ve Hindistan ise resmi tanıma olmadan Kabil’deki sahadaki ağırlığını koruyor:
-
Türkiye: Ticaret, inşaat, enerji, eğitim ve insani yardım projeleriyle yumuşak gücünü sahada tutuyor ve diplomatik temas kanallarını açık bırakıyor.
-
Hindistan: Çin ve Pakistan’ın etkisini dengelemek amacıyla Kabil’deki diplomatik varlığını sürdürerek ticaret ve yardım projelerine odaklanıyor.
-
Körfez ülkeleri: Katar, Suudi Arabistan ve BAE büyükelçilik binalarını Taliban temsilcilerine teslim ederek pragmatik bir diplomatik ilişki modeli uyguluyor.
Batı’nın “işlevsel temas” yaklaşımı ve meşruiyet engeli
ABD ve Avrupa ülkeleri, resmi tanıma adımını kadın ve kız çocuklarının eğitim ve çalışma hakları, temel insan hakları, kapsayıcı hükümet yapısı ve terörle mücadele şartlarına bağlı tutuyor.
Buna rağmen Washington ve Avrupa başkentleri; istihbarat paylaşımı, DEAŞ ile mücadele, uyuşturucu kaçakçılığı, düzensiz göçün önlenmesi, tutuklu takasları ve insani yardımların ulaştırılması başlıklarında Kabil ile düzenli teknik temas yürütmeyi sürdürüyor. Kabil’deki 5. yıl tablosu, Taliban’ın resmi diplomatik meşruiyetten yoksun olsa da jeopolitik ve ekonomik zorunluluklar sayesinde küresel tecrit çemberini fiilen kırdığını ortaya koyuyor.



