Batı Şeria’nın en büyük nüfusa sahip bölgesi olan El Halil’de, son dönemde artan cinayetler, kundaklama olayları ve mülklere yönelik saldırılar üzerine aşiret liderleri acil bir araya geldi. Abu Sneineh ailesinin ev sahipliğinde düzenlenen geniş kapsamlı toplantıda, aşiret liderleri, “fawrat al-dam” (kan davası öfkesi) olarak bilinen intikam saldırılarının derhal sona erdirilmesi gerektiği konusunda uzlaştı.
Toplantıda, suçun şahsiliği ilkesi vurgulanarak, suç işleyen kişilerin aileleri veya mensubu oldukları aşiret tarafından korunmaması gerektiği kararlaştırıldı.
Aşiret koruması kaldırılıyor
Aşiret temsilcileri tarafından yayımlanan ortak bildiride, suç işleyen bireylere yönelik “aşiret korumasının” kaldırılacağı ilan edildi. Bildiride öne çıkan temel maddeler şunlar:
-
Bireysel sorumluluk: Bir cinayet veya şiddet olayı yaşandığında, bu durumdan yalnızca suçlu tutulmalı; intikam ateşiyle masum aile üyelerinin veya mülklerin hedef alınmasına izin verilmemelidir.
-
Teslim olma çağrısı: Suç işlediği sabit görülen kişiler, aşiretleri tarafından derhal güvenlik güçlerine teslim edilmelidir.
-
Hukuk üstünlüğü: Aşiretler, geleneksel hukukun devlet yasalarının yerine geçmeyeceğini, ancak devletin hukuk sistemini destekleyen tamamlayıcı bir unsur olduğunu vurguladı.
“Devlet, güvenliği sağlamalıdır”
Aşiret liderleri, bölgedeki asayişin sağlanmasından birincil derecede Filistin Yönetimi’nin sorumlu olduğunu belirtti. “Güvenlik, aşiretlerin değil, devletin sorumluluğundadır” mesajının verildiği açıklamada, kolluk kuvvetlerinin ve yargı mercilerinin üzerine düşen görevi yapması istendi.
-
Kalıcı çözüm arayışı: Sosyal çatışmaları büyümeden çözmek amacıyla, sürekli görev yapacak bir “uzlaşı ve barış komitesi” kurulması kararlaştırıldı.
-
Kaosla mücadele: Haraç alma, tehdit veya şiddet yoluyla halkı sindirmeye çalışan “cahil” ve “eşkiyavari” gruplara karşı aşiretlerin artık hiçbir güvence sağlamayacağı belirtildi.
Bölgedeki gözlemciler, El Halil’deki aşiretlerin bu tavrının, bölgede uzun süredir hissedilen “güvenlik boşluğu” algısını kırmak için önemli bir adım olduğunu değerlendiriyor. Son dönemde artan ev yakma ve mülklere zarar verme eylemlerinin ekonomik ve toplumsal barışa büyük darbe vurduğu hatırlatılırken, devletin bu çağrılara nasıl bir yasal karşılık vereceği merakla bekleniyor.



