ABD Başkanı Donald Trump, İran ile devam eden diplomatik süreç hakkında iyimser ancak bir o kadar da sert bir açıklama yaptı. Cumartesi sabaha karşı yaptığı konuşmada, İran cephesinden yeni ve olumlu bir haber aldığını belirten Trump, anlaşma zemini oluşmaması durumunda ateşkesin sona ereceğini ve bombardımanların yeniden başlayacağını duyurdu.
İkinci tur müzakereler İslamabad yolunda
Amerikan yetkililer, Washington ve Tahran arasındaki barış görüşmelerinin ikinci turu için en muhtemel tarihin önümüzdeki Pazartesi günü olduğunu bildirdi. İlk turu geçtiğimiz Pazar günü Pakistan’ın başkenti İslamabad’da yapılan görüşmelerde nihai bir karara varılamamıştı.
Trump’ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar şunlardır:
- Nükleer Kırmızı Çizgi: Trump, “İran asla nükleer silaha sahip olmayacak” sözünü yineledi.
- Ateşkesin Geleceği: 8 Nisan’da başlayan iki haftalık geçici ateşkesin son günü olan Çarşamba gününe kadar uzlaşı sağlanmazsa operasyonların başlayacağı sinyalini verdi.
- Deniz Ablukası: Tüm mutabakatlar %100 tamamlanana kadar İran limanlarına yönelik deniz ablukasının süreceğini vurguladı.
Uranyum stokları ve müzakere taslağı
New York Times’ın İranlı yetkililere dayandırdığı habere göre, taraflar kalıcı bir barış anlaşmasının genel çerçevesini belirleyen 3 sayfalık bir mutabakat zaptı üzerinde çalışıyor. Ancak nükleer programın askıya alınma süresi ve zenginleştirilmiş uranyum stoklarının akıbeti en büyük anlaşmazlık noktası olmaya devam ediyor.
Trump’ın “İran uranyumu teslim etmeyi kabul etti” iddiasına ise Tahran’dan sert yalanlama geldi. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, zenginleştirilmiş uranyumun hiçbir yere gönderilmeyeceğini ifade ederken; Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, Trump’ın iddialarının gerçek dışı olduğunu savundu.
Bölgesel diplomasi trafiği
Antalya Diplomasi Forumu marjında bir araya gelen Türkiye, Pakistan, Mısır ve Suudi Arabistan dışişleri bakanlarının da ABD-İran savaşını sonlandıracak bir formül üzerinde görüş alışverişinde bulunduğu öğrenildi. Pakistan ana ara bulucu rolünü üstlenirken, Türkiye ve Mısır’ın süreçte aktif bir kolaylaştırıcı rol oynadığı belirtiliyor.
