İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz’ın, işgal altındaki Batı Şeria’da yasa dışı Yahudi yerleşimcilere yönelik kolluk ve yaptırım yetkilerinin ordudan polise devredilmesini öngören bir plan hazırlanması talimatı vermesi derin hukuki ve siyasi tartışmalara yol açtı. İki haftalık bir takvime bağlanan bu karar, idari bir yetki değişiminin ötesinde Batı Şeria’nın aşamalı olarak İsrail’in sivil kurumlarına bağlanması ve fiili ilhak sürecinin hızlandırılması olarak değerlendiriliyor.
“Operasyonel yük” gerekçesi ve arka plandaki hedefler
Bakan Katz, ordu birliklerinin yerleşimci şiddetiyle uğraşmak yerine sınır güvenliği ve askeri operasyonlara odaklanması gerektiğini öne sürerek sivil yetkilerin polise geçmesini savundu. Ancak güvenlik uzmanları ve hukukçular, Batı Şeria’daki A ve B bölgelerine polisin yalnızca askeri refakatle girebildiğini ve Merkez Komutanlığı’nın hukuki sorumluluğunun sürdüğünü belirterek bu gerekçenin yetersiz kaldığını vurguluyor.
Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir kararı memnuniyetle karşılayarak adımı “Batı Şeria’da İsrail egemenliğine giden yolda kritik bir eşik” olarak tanımladı ve Sınır Polisi ile idari tutuklama yetkilerinin tamamen kendi bakanlığına devredilmesini istedi.
Uluslararası hukuk ve “fiili ilhak” uyarısı
İsrail Yüksek Mahkemesi ve uluslararası hukuk ilkelerine göre Batı Şeria, askeri işgal altında kabul edilen bir bölge statüsünde bulunuyor. Güvenlik ve kamu düzeni yetkisinin ordu komutanlığından alınarak doğrudan İsrail sivil polis teşkilatına devredilmesi, bölgenin fiilen İsrail devlet sınırlarının bir parçası gibi yönetilmesi anlamına geliyor.
Uluslararası Adalet Divanı’nın (UAD) işgal altındaki Filistin topraklarına dair kararlarını hatırlatan hukuk çevreleri, sivil yasaların ve kurumların Batı Şeria’da kalıcı hale getirilmesinin ilhak politikasını hukuken pekiştiren bir delil oluşturacağı uyarısında bulunuyor.
Güvenlik frenleri aşınıyor
Uzmanlar, Maliye Bakanı Bezalel Smotrich’in Sivil İdare’deki etkisini artırmasının ardından kolluk yetkilerinin Ben-Gvir’e bağlı polise devredilmesini “işgalin sivilleştirilmesi” projesinin son halkası olarak görüyor.
Sahadaki denetim mekanizmalarının zayıfladığına dikkat çeken askeri analistler; yasa dışı yerleşimlerin ve çiftliklerin toprak gaspı amacıyla genişletildiği bir dönemde polisin tek başına yetkili kılınmasının, Filistinli sivillerin korunması yükümlülüğünü tamamen işlevsizleştireceğini belirtiyor.



