Ürdün’ün başkenti Amman’ın tarihi şehir merkezinde (Vesat el-Beled) yer alan ve 70 yılı aşkın geçmişe sahip geleneksel oteller, kentin sosyo-kültürel hafızasını ayakta tutuyor. Kral Hüseyin, Kral Talal ve Faysal caddeleri boyunca sıralanan bu yapılar; lüks zincir otellerin aksine düşük bütçeli seyyahlar, Mescid-i Aksa muhafızları, öğrenciler, tüccarlar ve siyasetçilerin kesişim noktası olarak hizmet verdi.
Cliff Hotel’in 70 yıllık sahibi Fuad George Saad, tesisin 60 yılı aşkın süredir Batı Şeria’dan gelen Mescid-i Aksa muhafızlarını ve dünyanın dört bir yanından sırt çantalı gezginleri ağırladığını, ancak Gazze’deki savaş sonrası yabancı turist akışının kesilmesiyle yönlerini Arap ziyaretçilere çevirdiklerini belirtti.
Sayıları 130’dan 40’a geriledi
Ekonomik darboğazlar ve bölgesel çatışmalar, tarihi otel dokusunu daralttı:
-
Tesis Sayısındaki Düşüş: Tarihçi ve yazar Sami Ebu Hüseyin ile sektör temsilcileri, geçmişte merkezde 120 ila 130 arasında olan tarihi otel sayısının günümüzde 40-45 seviyesine kadar gerilediğini aktardı.
-
Tarihi Caddeler ve Mekanlar: Salt Caddesi (Kral Hüseyin) üzerindeki Nehrü’l-Ürdün ve Park otelleri gazeteci ve yazarların buluşma noktası olurken; Faysal Caddesi’ndeki Hayfa, Bağdat, Mansur ve Yermuk otelleri kentin ticari ve toplumsal omurgasını oluşturdu.
-
Modernizasyon İhtiyacı: Yabancı seyahat profillerinin değişmesiyle birlikte, ortak banyolu geleneksel odalar klima, televizyon ve özel banyo eklenerek dönüştürüldü.
Gazze savaşı ve düşük maliyetli uçuşların kesilmesi
Otelcilik uzmanı Muhammed el-Kasım, 2022-2023 dönemindeki toparlanmanın Gazze savaşı ve düşük maliyetli (low-cost) hava yolu seferlerinin durdurulmasıyla sekteye uğradığını vurguladı:
-
Bölgesel Ticarete Etkisi: El-Hüseyni Camii ve Roma Tiyatrosu çevresindeki tarihi otellerin doluluk oranlarındaki düşüş, çarşı esnafı, hediyelik eşya dükkanları ve geleneksel lokantaların gelirlerini de doğrudan vurdu.
-
Kültürel Miras Vurgusu: Uzmanlar, gökdelenler ve modern zincir işletmelerin aksine kentin özgün kimliğini yansıtan bu binaların korunmasının başkentin tarihsel sürekliliği açısından stratejik bir zorunluluk olduğunu ifade ediyor.



