Filistin’in Nablus kentine bağlı Asire beldesinde yaşayan Fethiye Yasin, çocukluk yıllarından bu yana geleneksel Filistin elbisesini (Thobe) giymeye devam ediyor. Modern moda anlayışına ve zamana meydan okuyan Yasin, geleneksel kıyafetini sadece özel günlerde değil, günlük yaşamında, ev işlerinde ve tarladaki üretim süreçlerinde de üzerinden çıkarmıyor.
Kıyafetiyle olan bağını anlatan Yasin, “Tüm hayatım bu elbisenin içinde. Bunda babamın ruhu, annemin şefkati, dedelerimin hatıraları ve yaşadığımız o güzel zamanlar var. İnsan kimliğini nasıl terk edebilir?” ifadelerini kullanarak geleneksel giysilerin Filistin ulusal kimliğinin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguluyor.
Her parçası ayrı bir anlam taşıyor
Geleneksel kıyafet; nakışlı elbise, bele bağlanan kuşak (zunnar), baş örtüsü (hırka) ve altındaki mendil olmak üzere birkaç temel parçadan oluşuyor. Annesinden ve ninesinden devraldığı bu mirası çocuklarına ve torunlarına da aktardığını belirten Yasin, kıyafetin her bir detayının geçmişle günümüz arasında bir köprü kurduğunu ifade ediyor.
Sadece evinde değil, tarım işlerinde de bu giysisini kullanan Yasin; zeytin hasadında, buğday biçiminde ve meyve toplamada elbisesinin sağladığı kolaylıklara dikkati çekiyor. Eskiden beldedeki tüm kadınların tarlaya bu kıyafetlerle gittiğini hatırlatan Yasin, kültürel mirasın korunması gerektiğini belirtiyor.
Hasır el sanatlarıyla mirası yaşatıyor
Fethiye Yasin, geleneksel elbisesini giymenin yanı sıra geleneksel Filistin el sanatlarını da yaşatmaya devam ediyor. Hasırdan ürettiği ev gereçleri ve otantik süs eşyalarıyla kültürün unutulmamasına katkı sağlayan yaşlı kadın, sosyal medyada da yoğun ilgi görüyor.
Geleneksel yaşam tarzı ve kültürel bağlılığıyla milyonlarca etkileşim alan Yasin, genç kuşaklara ve tüm Filistinlilere çağrıda bulunarak; giyimden el sanatlarına kadar Filistin mirasının ve kimliğinin her alanda korunması gerektiğini vurguluyor.



