Ürdün’ün başkenti Amman’da bir araya gelen 14 Arap ve İslam ülkesinin dışişleri bakanları ile temsilcileri, İsrail’in Doğu Kudüs ve Mescid-i Aksa’daki tırmanan ihlallerine karşı ortak eylem planı başlatma konusunda uzlaşıya vardı. Toplantıya Ürdün, Türkiye, Suudi Arabistan, Katar, Endonezya, Pakistan ve Malezya’nın da aralarında bulunduğu üye ülkelerin temsilcileri ile Arap Birliği yetkilileri katıldı.
Yayımlanan sonuç bildirgesinde, İsrail’in Kudüs’ün tarihi, hukuki ve demografik yapısını değiştirmeye yönelik tüm girişimleri kınanarak; bu adımların uluslararası hukuka aykırı, hükümsüz ve yok hükmünde olduğu vurgulandı.
Mescid-i Aksa için uluslararası koruma ve belgeleme mekanizması
Toplantıda, Mescid-i Aksa’nın 144 dönümlük alanıyla sadece Müslümanlara ait bir ibadethane olduğu ve buradaki tek yetkili kurumun Ürdün Vakıflar Bakanlığına bağlı Kudüs İslami Vakıflar İdaresi olduğu teyit edildi. Aşırı sağcı İsrailli yetkililerin ve yerleşimcilerin baskınları, mekânsal ve zamansal bölünme çabaları ile Mescid-i Aksa çevresindeki kazı çalışmaları sert bir dille eleştirildi.
Alınan kararlar kapsamında, İsrail’in kutsal mekânlara ve ibadet edenlere yönelik ihlallerini kayıt altına alacak ve uluslararası kamuoyuna sunacak kurumsal ve sürdürülebilir bir medya platformunun kurulacağı açıklandı. Ayrıca Eylül ayında İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Birliği bünyesinde ortak bir bakanlar toplantısı düzenlenmesi kararlaştırıldı.
Dini çatışma uyarısı: “İşgal meşrulaştırılamaz”
Ürdün Dışişleri Bakanı Ayman Safadi, İsrail’in Mescid-i Aksa’nın dokusunu hedef alan adımlarıyla bölgeyi tehlikeli bir dini çatışmaya doğru sürüklediği uyarısında bulundu. Safadi, “Arap-İsrail anlaşmazlığı hiçbir zaman dini bir çatışma olmadı; asıl neden İsrail’in yasa dışı işgalidir. Ancak Aksa’ya yönelik ihlaller küresel bir dini patlamayı tetikleyebilir” değerlendirmesini yaptı.
Filistin Dışişleri Bakanı Varsen Ağabekyan Şahin ise Kudüs’ün İsrail’in Batı Şeria ve Gazze’deki politikaları gölgesinde en tehlikeli aşamadan geçtiğini belirterek, kentin tarihi kimliğini ve Filistin halkının varlığını korumak adına acil bir kolektif kurtarma planının uygulanması gerektiğini ifade etti.



