7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze’de yaşanan süreç, sadece sahada değil ABD medyasında da şiddetli bir anlatı savaşına sahne oldu. Austin Peay Devlet Üniversitesi’nden Doç. Dr. Nadir Dager tarafından kaleme alınan ve Al Jazeera İletişim ve Medya Araştırmaları Dergisi’nde yayımlanan kapsamlı bir araştırma, Amerikan ana akım medyasının İsrail anlatısı üzerindeki tekelinin nasıl çatlamaya başladığını gözler önüne seriyor.
Çalışma; CNN, The New York Times ve Fox News gibi ana akım medya devleri ile Mondoweiss, The Palestine Chronicle ve Electronic Intifada gibi bağımsız aktivist yayın organlarının 7 Ekim 2023 – 19 Temmuz 2025 tarihleri arasındaki haberlerini karşılaştırmalı söylem analizi yöntemiyle inceliyor.
Haber ne zaman başlar: Tarihsel bağlamın silinmesi
Araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri, ana akım medyanın olayı ele alma noktasında kronolojik bir manipülasyona başvurması. Ana akım medya organları hikayeyi ısrarla 7 Ekim saldırılarıyla başlatırken; onlarca yıllık işgal, abluka ve yerleşimci politikalarını arka plana itiyor. Bu durum, İsrail’in askeri operasyonlarını “meşru bir savunma” ve “güvenlik sorunu” olarak sunmasına zemin hazırlıyor.
Buna karşılık bağımsız aktivist medya, süreci 1948’e kadar uzanan yerleşimci sömürgecilik tarihi içine yerleştiriyor. Savaşı, birdenbire başlayan bir çatışma yerine, işgalci bir güç ile toprağını korumaya çalışan bir halk arasındaki orantısız mücadele olarak tanımlıyor.
Dil kullanımı ve “Faili Meçhul” trajediler
İnceleme, iki medya modeli arasında kullanılan dilde derin bir uçurum olduğunu ortaya koyuyor. Ana akım medyada İsrail yetkililerinin açıklamaları doğrudan esas alınırken, Filistin direnişi “vahşet” ve “saf kötülük” kelimeleriyle etiketleniyor. Ayrıca Filistinli sivil ölümleri aktarılırken, failleri gizleyen muğlak bir dil tercih ediliyor; örneğin Gazze’deki çocuk ölümleri İsrail bombardımanına bağlanmak yerine “açlık komplikasyonları nedeniyle hayatını kaybetti” şeklinde pasif ifadelerle sunuluyor.
Öte yandan bağımsız medya, Filistinlileri sadece istatistiki birer sayı olmaktan çıkararak “insansızlaştırma” politikasına karşı duruyor. Yaşamını yitiren bireylerin isimlerini, hayallerini ve günlük yaşam mücadelelerini öne çıkararak Batı kamuoyunda insani bir bağ kurulmasını sağlıyor.
Anlatı tekelinde tarihi çatlama
Dr. Dager’ın araştırması, ana akım medyanın ABD-İsrail jeopolitik ittifakını destekleyen yayın çizgisini sürdürdüğünü ancak artık bilgi akışını tek başına kontrol edemediğini gösteriyor. Alternatif dijital platformlar ve sosyal medya sayesinde Filistin anlatısı, geleneksel medyanın sansürünü aşarak geniş kitlelere ulaşmayı başardı.
Sonuç olarak Gazze savaşı, Amerikan kamuoyunda geleneksel medya düzenine ve koşulsuz İsrail desteğine yönelik tek sesliliğin sona erdiğini, çok sesli ve alternatif bir bilgi alanının kalıcı olarak oluştuğunu kanıtlıyor.



