Libya’da sular durulmuyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın Arap ve Orta Doğu İşlerinden Sorumlu Kıdemli Danışmanı Massad Boulos’un Misrata şehrine gerçekleştirdiği kritik ziyaret, hem sokakta büyük protestolara hem de siyasi kulislerde hareketliliğe neden oldu. Misrata Uluslararası Havalimanı önünde toplanan onlarca Libyalı, “dışarıdan dayatılan çözümleri reddettiklerini” belirten sloganlar atarak Washington’ın hamlelerine tepki gösterdi.
Sokaktaki öfkenin gölgesinde şehrin ileri gelenleri, askeri komutanlar ve sivil toplum temsilcileriyle bir araya gelen Boulos’un çantasındaki planlar ise toplantı sonrasında yayımlanan bildiriyle deşifre oldu.
“Yazılı bir ABD planı henüz yok”
Misrata’daki kritik toplantının ardından yayımlanan resmi ortak bildiride, Washington’ın şu ana kadar Libya krizinin çözümü için taraflara “yazılı bir plan” ya da “bütüncül bir siyasi vizyon” sunmadığı açıklandı. Bildiride, mevcut sürecin sadece bir görüş alışverişi ve nabız yoklama aşamasından ibaret olduğu vurgulandı.
Amerikalı danışman Boulos, Libya’daki farklı güç odaklarının görüşlerini dinlediğini ve ancak ilerleyen süreçte kapsamlı bir teklif hazırlanabileceğini belirtti. Libya tarafı ise net bir tavır koyarak, ABD’nin her türlü çözüm önerisini resmi ve yazılı olarak masaya getirmesini talep etti.
Sızan taslak plan: Dabaiba ve Saddam Hafter formülü
Her ne kadar ABD kanadı resmi bir planın varlığını kabul etmese de diplomatik kaynaklardan sızan bilgiler, Washington’ın Libya için radikal bir iktidar paylaşımı üzerinde çalıştığını gösteriyor. Kulislere yayılan 36 aylık geçiş dönemi planına göre:
-
Hükümet Başkanlığı: Mevcut Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdulhamid Dabaiba (عبد الحمid الدبيبة) görevini sürdürecek.
-
Başkanlık Konseyi: Muhammed el-Menfi’nin yerine, ülkenin doğusundaki askeri güçlerin lideri Halife Hafter’in oğlu Saddam Hafter Başkanlık Konseyi’nin başına geçecek.
Söz konusu formül, güç odaklarını iki ana aktör arasında eritmeyi ve karar alma mekanizmasını basitleştirmeyi amaçlıyor. Ancak başta Misrata’daki askeri ve siyasi elitler olmak üzere, birçok kesim bu plana “anlaşmazlığı kökleştireceği” ve “şeffaf olmadığı” gerekçesiyle şiddetle karşı çıkıyor.
Bildiriden kırmızı çizgiler: Yolsuzluk ve insan hakları vurgusu
Misrata’da yayımlanan bildiride Libyalı yetkililer, uluslararası toplumun arabuluculuk çabalarına saygı duyduklarını ancak egemenlik haklarının çiğnenemeyeceğini hatırlattı. Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Krizi yeniden üretecek, adı yolsuzluk iddialarına karışmış veya insan hakları ihlalleriyle anılan figürleri iktidara taşıyacak hiçbir siyasi düzenlemeyi kabul etmiyoruz. Libya’nın geleceği, yabancı dayatmalarla değil; anayasal bir çerçevede, özgür ve adil seçimlerle netleşmelidir.”
Washington’ın bir yıllık “güven artırıcı” mesaisi
ABD kanadı ise bu girişimlerin bir günde ortaya çıkmadığını savunuyor. Massad Boulos’un açıklamalarına göre, Washington son bir yıldır iki bölge arasındaki buzları eritmek için arka kapı diplomasisi yürütüyor.
Bu kapsamda, Libya’da 13 yıl aradan sonra ilk kez onaylanan ortak ulusal bütçe, doğu ve batı orduları arasında gerçekleştirilen ortak askeri tatbikatlar ve kurulan ortak güvenlik operasyon odası, ABD tarafından “güven artırıcı önlemler” olarak nitelendiriliyor. Nitekim geçtiğimiz hafta ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ın (veya yeni kabine yetkilisi Marco Rubio) Washington’da Saddam Hafter ile resmi bir görüşme gerçekleştirmesi de bu stratejik takvimin bir parçası olarak yorumlanıyor.



