Almanya’nın sol-liberal yayın organı *der Freitag* gazetesinde bir makale kaleme alan İsrailli yazar Alon Sahar, Avrupa Birliği ve Berlin hükümetinin İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’e yönelik yaptırım girişimlerini sert sözlerle eleştirdi. 2005 yılına kadar Gazze’deki Gush Katif yerleşimlerini koruyan bir İsrail askeri olan ve daha sonra Berlin’e yerleşen Sahar, sorunun tek bir şahsa indirgenmesinin İsrail’in kurumsal işgal ve apartheid politikalarını aklamaya yaradığını belirtti.
Avrupa’nın yalnızca aşırı sağcı figürleri cezalandırarak vicdanını rahatlatmaya çalıştığını vurgulayan Sahar, “Ben-Gvir’e yaptırım uygulamak kendinizi daha iyi hissettirebilir ancak Filistinlilere hiçbir fayda sağlamaz. Çünkü bu tür sembolik adımlar Avrupa-İsrail ilişkilerini temelden sarsmaz ve siyaseten uygulaması en kolay yoldur” ifadelerini kullandı.
“Ben-Gvir münferit bir vaka değil, sistemin ürünüdür”
Avrupa medyasında Ben-Gvir’in yalnızca provokatif bir figür gibi sunulmasını eleştiren Sahar, sahadaki gerçekliği şu şekilde özetledi:
- Sistematik İhlaller: Ben-Gvir’in polis teşkilatını ve cezaevlerini doğrudan yönettiğini hatırlatan yazar; Filistinlilerin toplama kamplarını andıran hapishanelerde tutulduğunu, Batı Şeria’da yerleşimci şiddetinin devlet eliyle korunduğunu ve Gazze’de kitlesel bir yıkım yürütüldüğünü kaydetti.
- Hükümet Değişikliği Yanılsaması: Olası bir seçimde Binyamin Netanyahu, Itamar Ben-Gvir ve Bezalel Smotrich’in iktidarı kaybetmesi durumunda Naftali Bennett gibi isimlerin göreve gelebileceğini belirten Sahar; Batı’nın bu değişimi “olağanüstü halin sonu” olarak görmemesi gerektiği, zira liberal görünen muhalefetin de Filistinliler söz konusu olduğunda apartheid çizgisini koruduğu uyarısında bulundu.
Yerleşimler ve AB-İsrail Ortaklık Anlaşması
İsrail’in yerleşim politikasının tepelerdeki birkaç radikal yerleşimcinin bireysel eylemi olmadığını, devletin altyapı, askeri koruma, bütçe ve yasal düzenlemelerle yürüttüğü kapsamlı bir strateji olduğunu belirten Sahar, Avrupa’ya somut adımlar atma çağrısında bulundu:
- Ortaklık Anlaşmasının Askıya Alınması: Avrupa’nın uluslararası hukuku samimiyetle savunması halinde AB-İsrail Ortaklık Anlaşması’nı derhal askıya alması gerektiği ifade edildi.
- Yerleşim Ürünlerine Tam Boykot: Yasa dışı yerleşim birimlerinde üretilen tüm malların ithalatının tamamen yasaklanması ve yaptırımların şahıslara değil, işgal rejiminin kurumsal yapılarına yöneltilmesi gerektiği vurgulandı.
Sahar, Batı Şeria’daki tehcir, askeri işgal, cezaevlerindeki işkenceler ve Gazze’deki sivil katliamları devam ettiği sürece Avrupa’nın kişilere odaklı göstermelik tedbirlerle sorumluluktan kaçamayacağını belirtti.



