İsrail ordusunun Batı Şeria’nın kuzeyinde yürüttüğü askeri operasyonlar, kısa süreli baskın taktiğinden çıkarak bölgenin coğrafi yapısını dönüştüren kalıcı bir yapıya evriliyor. Uydu görüntüleri, araziye el koyma emirleri ve saha verileri üzerinden yürütülen kapsamlı araştırmalar; Cenin kenti ve çevresinde kapsamlı arazi tesfiyesi, askeri yol yapımı ve eski üslerin yeniden canlandırılması gibi adımlarla askeri varlığın kalıcı hale getirildiğini ortaya koyuyor.
Askeri noktaların ‘A Bölgesi’ne doğru genişlemesi
Oslo Anlaşması çerçevesinde Filistin yönetiminin güvenlik ve idari denetiminde bulunması gereken “A Bölgesi” sınırları, son askeri düzenlemelerle doğrudan ihlal ediliyor. 2024 yılı sonu itibarıyla tespit edilen 42 teyitli İsrail askeri üssünün tamamı tam İsrail kontrolündeki “C Bölgesi”nde yer alırken, son dönemdeki hamleler bu dengeyi kökten değiştirdi:
- Jabriyat Tepesi: Cenin Mülteci Kampı’na tepeden bakan stratejik noktadaki 7 dönümlük araziye askeri amaçlar gerekçesiyle el konuldu; uydu fotoğraflarında arazide yoğun dozer ve zemin düzleme faaliyetleri tespit edildi.
- Haddad Turizm Köyü Çevresi: Cenin’in doğusundaki bölgeye askeri prefabrik yapılar ve konteynerler taşınarak yeni mevziler kurulmaya başlandı.
- Sanur Askeri Koridoru: 1,8 kilometre uzunluğundaki askeri intikal yolunu inşa etmek amacıyla 9 dönümlük tarım arazisi istimlak edildi ve eski askeri yerleşke yeniden aktif hale getirildi.
Kalıcı konuşlanma ve tahliye politikaları
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz’ın askeri operasyonlar tamamlansa dahi birliklerin kamptan çekilmeyeceğine yönelik açıklamaları, sahadaki fiili adımlarla paralellik gösteriyor.
Arazi gaspı ve yıkım
Cenin vilayeti genelinde tespit edilen 4 ayrı askeri tahliye emri ve eş zamanlı yıkım faaliyetleri, bölge halkını göçe zorlarken askeri araçlar için lojistik hatlar açılmasını sağlıyor.
Eski üslerin yeniden canlandırılması
Arraba ve Sanur gibi geçmişte tahliye edilmiş eski askeri garnizon noktalarının modern tahkimatlarla yenilenmesi, İsrail ordusunun geçici bir güvenlik önleminin ötesinde kalıcı bir konuşlanma modeli hedeflediğine işaret ediyor.
Uzmanlar, yürütülen altyapı çalışmalarının, yol açma faaliyetlerinin ve coğrafi müdahalelerin bölgedeki statükoyu tamamen değiştirdiğini ve Batı Şeria’daki kontrolün geri dönülmez biçimde derinleştirildiğini vurguluyor.



