İsrail kamuoyu, ekim ayında gerçekleştirilmesi beklenen genel seçimlere kilitlenmişken, farklı medya kuruluşları ve araştırma şirketleri tarafından paylaşılan veriler toplumun bölünmüş yapısını yansıtıyor. Maariv gazetesi, Kanal 12 ve Kanal 14 gibi dev mecraların yayımladığı sonuçlar, koalisyonun geleceğine dair birbirine zıt senaryolar çiziyor.
Maariv ve Kanal 12’nin verilerine göre, Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki Likud Partisi’nin kan kaybettiği ve muhalefetin toplam sandalye sayısında üstünlük sağladığı görülüyor. Ancak muhalefet blokunun, Arap partilerinin dışarıda bırakıldığı bir senaryoda tek başına hükümet kurabilecek çoğunluğa ulaşıp ulaşamayacağı belirsizliğini koruyor.
Likud ve Netanyahu’nun direnci
Anketlerdeki en çarpıcı veri, parti bazında Likud’un zayıflamasına rağmen, “kim başbakan olmalı?” sorusunda Netanyahu’nun hala en güçlü aday olarak öne çıkması. Maariv anketinde Naftali Bennett ve Gadi Eisenkot gibi isimlerin önünde yer alan Netanyahu, sağ seçmen nezdindeki liderlik vasfını koruyor.
Kanal 14 tarafından yayımlanan ve daha sağ eğilimli bir seçmen kitlesini yansıtan anket ise Likud’un 35 sandalyeye kadar ulaşabileceğini ve sağ bloğun 65 sandalye ile rahat bir çoğunluk kurabileceğini öngörüyor. Bu durum, anket sonuçlarının yayımlandığı platformun siyasi çizgisine göre nasıl değişkenlik gösterebildiğini ortaya koyuyor.
Güvenlik odaklı seçmen eğilimi
İsrail seçmeninin tercihlerinde güvenlik politikaları belirleyici rol oynamaya devam ediyor. Anketler, toplumun büyük bir kesiminin bölgedeki askeri gerilimde “şahin” bir tutum takınılmasından yana olduğunu gösteriyor. Maariv anketine katılanların %62’si yakın zamanda İran ile yeniden çatışma yaşanacağını düşünürken; Kanal 12 anketinde katılımcıların yarısından fazlası, Lübnan ile yürütülen müzakereler sırasında Hizbullah’a karşı ateşkes ilan edilmesine karşı çıkıyor.
Muhalefet cephesinde ise Gadi Eisenkot’un yükselişi dikkat çekiyor. Yair Lapid ve Naftali Bennett gibi isimlerin anketlerdeki dalgalı seyri, muhalefetin Netanyahu karşısında tek bir lider etrafında birleşme arayışının sürdüğünü kanıtlıyor.
