İsrail ordusunda ahlaki çöküş: Artık eskisi gibi değiliz
İslam Dünyası

İsrail ordusunda ahlaki çöküş: Artık eskisi gibi değiliz

İsrail’de yayımlanan Haaretz gazetesinde gazeteci Tom Levinson imzasıyla çıkan kapsamlı bir rapor, Gazze’de görev yapan askerlerin yaşadığı derin kimlik krizini ve psikolojik yıkımı gün yüzüne çıkardı. Rapora göre, savaş sahasında sivillere yönelik uygulanan şiddet, işkence ve kötü muameleler, askerlerin ruh dünyasında telafisi imkansız “içsel canavarlar” yarattı.

Tanıklar konuşuyor: İnfazlar ve aşağılama

Raporda yer alan çarpıcı ifadelerden biri, Han Yunus’ta görev yapan 34 yaşındaki mülkiyet yazılımcısı Yuval’a ait. Yuval, bir baskın sırasında savunmasız yaşlı bir adamın ve üç çocuğun öldürülmesine tanık olduğunu; birlik komutanının ise cesetlerin üzerine tükürerek hakaret ettiğini anlattı. Yuval, bu vahşet karşısında sessiz kaldığı için kendisini “korkak” olarak nitelendiriyor.

Benzer bir hikaye de zırhlı birliklerde görev yapan felsefe öğrencisi Maya’dan geldi. Maya, silahsız beş Filistinlinin vurulup dozerlerle gömülmesine ve elleri bağlı bir esirin üzerine askerlerin idrarını yapmasına tanık olduğunu belirtti. Maya, bu görüntülerin zihninden silinmediğini ve vicdanını temizlemek için günde üç kez banyo yaptığını ifade etti.

“Kimlik yaralanması” ve intihar riski

İsrail ordusu ve tıp dünyası, yaşanan bu durumu siyasi eleştirilerden kaçınmak adına “ahlaki yaralanma” yerine “kimlik yaralanması” olarak adlandırmayı tercih ediyor. Ulusal İntiharı Önleme Konseyi Başkanı Profesör Gil Zalsman, kliniklere başvuruların arttığını ve bu durumun geleneksel tedavilerden ziyade “özür dileme ve kendini affetme” odaklı farklı bir yaklaşım gerektirdiğini belirtti.

Sessizlik duvarı ve toplumsal baskı

Askerlerin yaşadıkları travmaları anlatmaktan kaçınmalarının temel nedeni ise “ihanet” veya “zayıflık” ile suçlanma korkusu. İntikam duygusunun yüceltildiği bir toplumda, vicdani rahatsızlıklarını dile getiren askerler dışlanma riskiyle karşı karşıya kalıyor. Uzmanlar, bu sessizliğin ardında yatan gerçekliğin, savaşın sadece kurbanları değil, aynı zamanda emirleri uygulayanların insani duygularını da yok ettiği konusunda uyarıyor.