Ekonomi baskısı altında Trump’ın İran sınavı
Dünya

Ekonomi baskısı altında Trump’ın İran sınavı

İran’ın Hürmüz Boğazı’nı yeniden trafiğe açtığını duyurmasına rağmen, yaşanan kriz Donald Trump yönetiminin iç ekonomideki hassasiyetini ve uzun süreli bir ekonomik sarsıntıya karşı tahammül sınırlarını gösterdi. 28 Şubat’ta başlayan ve hızlı sonuç alınması beklenen savaş; yükselen petrol fiyatları, tırmanan enflasyon ve iç piyasalardaki durgunluk riski nedeniyle Beyaz Saray’ı diplomasi trafiğini hızlandırmaya mecbur bıraktı.

Tahran’ın “ekonomik maliyet” stratejisi

Askeri anlamda ağır darbe alan İran, jeopolitik konumunu kullanarak küresel bir enerji krizi tetikledi. Analistlere göre Tahran, Hürmüz Boğazı kartını masaya sürerek Trump’ı müzakere masasına dönmeye zorladı. Bu durum, Washington’ın rakipleri olan Rusya ve Çin için de önemli bir mesaj içeriyor: Trump askeri güce başvursa da, krizin maliyeti Amerikan tüketicisine ve iç siyasete yansımaya başladığında diplomatik çıkış yollarını tercih ediyor.

İç politikada seçim ve resesyon kaygısı

Beyaz Saray üzerindeki baskı sadece piyasalardan değil, aynı zamanda sandıktan da geliyor. Kasım ayında yapılacak Kongre ara seçimleri öncesinde Cumhuriyetçilerin çoğunluğu koruma çabası, Trump’ın kararlarında belirleyici oluyor.

  • Tüketici Etkisi: Benzin fiyatlarındaki artış ve uçak biletlerine yansıyan jet yakıtı zamları, geniş kitlelerde huzursuzluk yaratıyor.
  • Üretici Zararı: Trump’ın en güçlü destekçileri arasında yer alan çiftçiler, gübre sevkiyatlarındaki aksamalar nedeniyle ciddi ekonomik kayıplar yaşıyor.
  • IMF Uyarısı: Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) küresel resesyon uyarısı, savaşın ekonomik faturasının beklenenden çok daha ağır olabileceğine dair endişeleri körüklüyor.

Diplomasiye zorunlu dönüş

8 Nisan’da askeri operasyonlardan diplomasiye keskin bir dönüş yapan Trump, Hürmüz Boğazı’nın “güvenli” olduğunu ilan ederek bu durumu siyasi bir zafer olarak pazarlamaya çalıştı. Ancak Tahran ile Washington arasında nükleer programın geleceği ve zenginleştirilmiş uranyum stoklarının akıbeti gibi temel konularda derin görüş ayrılıkları sürüyor.

Uzmanlar, savaşın açtığı ekonomik yaraların sarılmasının yıllar alabileceği konusunda uyarıyor. Ayrıca Washington’ın müttefikleri olan Japonya, Güney Kore ve Tayvan; ABD yönetiminin kararlarındaki ani değişimler ve müttefiklerin jeopolitik maliyetlerini göz ardı eden tutumu nedeniyle tedirginliğini koruyor.