Amerika Birleşik Devletleri ve İran arasındaki gerilimi sonlandırmayı amaçlayan nükleer pazarlıklarda “uranyum zenginleştirme” başlığı, tarafların kırmızı çizgilerinin çarpıştığı bir alan haline geldi. ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın elindeki yüksek derecede zenginleştirilmiş uranyumun tamamının ABD topraklarına nakledilmesi konusunda ısrar ederken; Tahran yönetimi, bu talebi egemenlik haklarına aykırı bularak geri çeviriyor.
Trump’ın “20 yıl” şartı ve İran’ın karşı teklifi
Müzakerelerin teknik detaylarına göre taraflar arasında zenginleştirme süresi konusunda derin bir uçurum bulunuyor:
- İran’ın Teklifi: Tahran, uranyum zenginleştirme faaliyetlerini 5 yıl süreyle askıya almayı önerdi.
- ABD’nin Şartı: Başkan Trump, 2015 yılındaki anlaşmada yer alan 15 yıllık süreyi de aşarak, faaliyetlerin en az 20 yıl dondurulmasını ve zenginleştirmenin tamamen durdurulmasını talep ediyor.
Ayrıca Trump, uranyum stokları için İran’a ödeme yapmayacağını sert bir dille ifade ederken; İran tarafının nükleer programdaki geri adımlar karşılığında 20 milyar dolar civarında bir kaynak ve serbest petrol ticareti hakkı talep ettiği belirtiliyor.
Stokların akıbeti: Üçüncü ülke seçeneği
ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, uranyumun İran dışına çıkarılmasının anlaşmanın nihai şartı olduğunu vurguladı. Bu noktada Rusya, stokları kendi topraklarında kabul edebileceğine dair teklifini yeniledi. Ancak bu formül; hem Avrupa ülkelerinin çekinceleri hem Washington’ın Rusya’ya olan güvensizliği hem de Tahran’ın şu anki isteksizliği nedeniyle masada beklemeye devam ediyor.
Kritik eşik: %60 zenginleştirme
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Başkanı Rafael Grossi, İran’ın elinde yaklaşık 440 kilogram %60 oranında zenginleştirilmiş uranyum bulunduğunu hatırlattı. Teknik olarak %90 olan “silah seviyesine” oldukça yakın olan bu miktar, Washington için askeri bir tehdit unsuru olarak görülürken; Tahran bu stokun “barışçıl amaçlar” için olduğunu savunuyor.
Bölgesel denge: Hürmüz Boğazı ve Lübnan etkisi
Nükleer pazarlıklar devam ederken İran, Lübnan’daki ateşkes süreciyle eş zamanlı olarak Hürmüz Boğazı’nı tamamen sivil deniz trafiğine açtığını duyurdu. Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, boğazın açık kalacağını ancak geçişlerin İran liman otoritesinin belirlediği güzergahlara göre yapılacağını belirtti. Uzmanlar, Tahran’ın bu hamlesini müzakerelerde elini güçlendirmek ve “iş birliğine açık” bir profil çizmek adına attığı stratejik bir adım olarak değerlendiriyor.
