İsrail ordusunun Gazze Şeridi’nde özel operasyon birimlerini ve bölge içindeki yerel işbirlikçi milisleri yeniden sahaya sürmesi, ABD arabuluculuğunda imzalanan ateşkes anlaşmasının geleceğine ilişkin derin soru işaretleri doğurdu. İslami Cihad’ın askeri kanadı Kudüs Seriyyeleri, Han Yunus’a bağlı el-Karara bölgesinde bir mensubunu kaçırmaya çalışan İsrail bağlantılı silahlı bir milis gücüyle sıcak çatışmaya girdiklerini duyurdu. Deşifre olan milis grubunun hedef aldığı direnişçiyi infaz ettiği ve İsrail İHA’larının hava desteğiyle bölgeden tahliye edildiği bildirildi.
Bu olayın hemen öncesinde, İsrail İç Güvenlik Teşkilatı Şin Bet unsurları işgal hattından 3 kilometre içeri sızarak el-Ketibe bölgesinde Hamas’a bağlı bir güvenlik yetkilisini kaçırmıştı. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ise Batı Şeria, Lübnan ve Gazze’de “terörle mücadele” adı altında operasyon serbestisini sürdüreceklerini belirterek, ateşkes şartlarına rağmen saldırıların tek taraflı devam edeceğinin mesajını verdi.
“Amaç ateşkesi içeriğinden boşaltmak ve tehciri dayatmak”
Al Jazeera ekranlarında gelişmeleri değerlendiren İsrail uzmanı Dr. Mühenned Mustafa, Tel Aviv yönetiminin askeri hamleleriyle ateşkes anlaşmasını fiilen anlamsızlaştırmayı amaçladığını belirtti. Mustafa’ya göre sahadaki operasyonlar; direniş unsurlarından intikam alma, kendi denetimi dışındaki her türlü yerel asayiş gücünü yok etme ve Filistinlilerin hayatını katlanılmaz kılarak zorunlu tehciri tek kurtuluş yolu haline getirme stratejisine hizmet ediyor.
Gazze’den çekilmeme konusunda İsrail hükümeti ile ordunun ortak bir ajandaya sahip olduğuna dikkat çeken Mustafa, şu değerlendirmede bulundu:
- Siyasi hedefler: Aşırı sağcı hükümet kanadı, bölgeyi insansızlaştırarak uzun vadeli demografik dönüşüm ve ilhak planlarını tamamlamak istiyor.
- Askeri refleksler: 7 Ekim’in sorumluluğunu taşıyan ordu komuta kademesi, Gazze’den tamamen çekilmenin güvenlik açığı oluşturacağını savunarak işgali kalıcı kılmaya çalışıyor.
- Milis stratejisi: İsrail ordusu kendi asker kayıplarını en aza indirmek için yerel coğrafyayı iyi tanıyan işbirlikçi milis unsurlarını kirli işlerde taşeron olarak kullanıyor.
Gazze binalarının yüzde 81’i enkaza dönüştü
Uzmanlar, roket atışlarının durması sebebiyle işgalin maliyetinin İsrail açısından düştüğünü, bu rahatlıkla Netanyahu’nun Gazze’yi yeniden işgal etme ve halkı göçe zorlama hedeflerini adım adım uyguladığını vurguluyor.
Sivil hayatı tamamen felç eden sistematik yıkım da sürüyor. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre Gazze Şeridi’ndeki binaların yüzde 81’inden fazlası tamamen yıkıldı veya kullanılamaz hale geldi. Sahada 198 bin yapının doğrudan hasar gördüğü, 320 bin konutun ise yaşanamaz durumda olduğu rapor edilirken; İsrail’in yeni patlatma ve operasyonları bölge sakinlerinin hayatta kalma imkanlarını tamamen ortadan kaldırıyor.



