İşgal altındaki Batı Şeria’da tırmanan yerleşimci terörü, sivil halka yönelik kanlı baskınlar, tarım arazilerinin gasbedilmesi ve ordunun altyapıyı hedef alan yıkım operasyonları münferit olaylar olmaktan çıkarak kurumsal bir devlet politikasına dönüştü. İsrail hükümeti ile aşırı sağcı yerleşimci milisler arasında kurulan gayriresmi iş birliği, uluslararası hukukun arkasından dolanarak bölgede fiili bir ilhak (De Facto Annexation) düzeni inşa ediyor.
Aşırı sağcı Dini Siyonizm partisinin lideri Maliye Bakanı Bezalel Smotrich’in “Karar Planı” doktrini doğrultusunda şekillenen bu süreç; “Büyük İsrail” hayaliyle nehir ile deniz arasında mutlak bir Yahudi egemenliği kurmayı ve Filistin devleti ihtimalini bütünüyle ortadan kaldırmayı hedefliyor.
Batı Şeria’yı adım adım ilhaka götüren strateji
İsrail yönetiminin sahada hayata geçirdiği stratejik eylem planı temel başlıklarda somutlaşıyor:
- Yerleşim yerlerinin rekor hızla genişletilmesi: 1993 Oslo Anlaşmaları’ndan 2022 sonuna kadar geçen 30 yılda yalnızca 6 yeni yerleşim onaylanmışken; mevcut hükümet 2023 başından Temmuz 2026’ya kadar 104 yeni yerleşimi resmileştirdi. Yeni kurulan 212 kaçak yerleşimle birlikte toplam karakol sayısı 363’e çıktı.
- Mera işgalleriyle toprak gasbı: Silahlı yerleşimcilerin kurduğu hayvancılık çiftlikleri, ordunun koruması altında Batı Şeria yüzölçümünün yaklaşık yüzde 18’ine denk gelen 1 milyon 100 bin dönümlük alanı kontrol altına aldı.
- Yönetimin askerden sivile devredilmesi: Smotrich’in girişimleriyle Batı Şeria’daki sivil idare askeri vesayetten çıkarılarak doğrudan aşırı sağcı bakanların kontrolündeki sivil bürokrasiye devredildi. Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ise yerleşimcilere on binlerce silah dağıtarak 13 bini aşkın üyeden oluşan silahlı “hızlı müdahale timleri” kurdu.
- Kudüs ve Mescid-i Aksa’nın Yahudileştirilmesi: Harem-i Şerif’te fiili zaman ve mekan bölünmesi dayatılırken, 2025 yılında 73 binden fazla yerleşimci kışkırtıcı baskınlar düzenledi. Batı Şeria’nın kuzey ve güney bağlantısını kopararak Doğu Kudüs’ü tamamen izole edecek “E1” projesi kapsamında 3 bin 401 yeni konut inşası onaylandı.
Filistin Yönetimi’ni çökertme ve zorunlu tehcir baskısı
İsrail hükümeti, Filistin Yönetimi’ni siyasi ve idari olarak tasfiye etmeyi amaçlıyor. İşgal makamları, Filistin Yönetimi’ne ait yaklaşık 6 milyar dolarlık vergi gelirine (takas fonları) el koyarken, bankalardaki 5 milyar dolarlık Filistin mevduatını dondurarak yönetimi fiilen iflasın eşiğine getirdi.
Buna paralel olarak kuzeydeki Cenin, Tulkerim ve Nur Şems mülteci kamplarına yönelik hava saldırıları ve zırhlı dozer operasyonlarıyla mahallelerin üçte biri yerle bir edildi, 40 bine yakın sivil zorla göç ettirildi. BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA) verilerine göre, yerleşimcilerin günlük saldırı ortalaması 6’ya tırmanırken, 120’den fazla Filistinli yerleşim birimi kısmen ya da tamamen boşaltıldı.
İsrail içinden uyarı ve bölgesel patlama riski
Aşırı sağcı koalisyonun yarattığı yangın, İsrail güvenlik bürokrasisinde de derin çatlaklara yol açıyor. Temmuz 2026’da aralarında emekli generaller ve istihbarat yöneticilerinin bulunduğu yaklaşık 600 eski üst düzey güvenlik yetkilisi, ABD Başkanı Donald Trump’a ortak bir mektup ileterek Batı Şeria’daki “yerleşimci terörünün” durdurulması çağrısında bulundu. Yetkililer, kontrolsüz şiddetin bölgede topyekun bir intifadayı tetikleyebileceği ve İsrail’in stratejik güvenliğini felakete sürükleyebileceği uyarısını yaptı.



