Gazze’de İsrail ordusunun sürdürdüğü saldırıları ve sivil katliamları ilk günden itibaren dünyaya duyuran Al Jazeera’nın genç muhabiri Enes eş-Şerif, İsrail’in hedef gözeterek düzenlediği hava saldırısı sonucu hayatını kaybetti. Şifa Tıp Kompleksi çevresinde Al Jazeera ekibinin bulunduğu basın çadırını hedef alan İsrail ordusu, Enes eş-Şerif ile birlikte meslektaşı Muhammed Kureyke’yi katletti. Bu saldırıyla birlikte, İsrail’in Gazze’deki savaşı boyunca hayatını kaybeden gazeteci sayısı 236’ya yükseldi.
Eş-Şerif, İsrail’in kendisini hedef alacağını bilmesine rağmen Gazze’yi terk etmeyi reddetmiş ve hayatının son anına kadar Gazze halkının sesi olmaya devam etmişti. Yaklaşık iki yıl boyunca bölgedeki medya ablukasını kıran nadir isimlerden biri olan genç gazeteci, İsrail’in aç bırakma politikalarını, okul, hastane ve mülteci çadırlarına yönelik bombardımanlarını anbean belgelemişti.
“Sesiz ve görüntüsüz bir katliam” planı
Enes eş-Şerif’in hazırladığı haberlerin küresel ölçekte geniş yankı bulmasının ardından İsrail ordusu, genç gazeteciyi hedef listesine dahil etti. İsrail makamları, saldırılarını meşrulaştırmak amacıyla Eş-Şerif’i defalarca “Hamas üyesi olmakla” suçlayan iddialar ortaya attı.
Uluslararası basın kuruluşları ve BM yetkilileri, Eş-Şerif ve meslektaşlarının hedef alınmasının tesadüf olmadığını vurguluyor:
-
Sistematik susturma politikası: Gazetecilik örgütleri, İsrail’in Enes eş-Şerif’i katletmesini Gazze şehrinde büyük bir katliam öncesinde kameraları ve basını susturma planının bir parçası olarak değerlendiriyor.
-
Sivil alanların belgelenmesi: Eş-Şerif; BM (UNRWA) okulları, hastaneler ve mülteci çadırları gibi koruma altındaki sivil alanlara yönelik bombardımanları belgelediği için hedef haline getirildi.
İsrail ordusunun doğrudan hedef gözeterek düzenlediği bu saldırı, uluslararası toplumda ve basın özgürlüğü örgütlerinde büyük bir infiale ve tepkiye yol açtı.



