Hürmüz Boğazı, coğrafi yapısı ve stratejik önemiyle küresel deniz ticaretinin can damarlarından biri olmaya devam ediyor. Ancak dünyanın en güçlü donanmasına sahip olan ABD’nin bu dar ve sığ boğazı açmakta zorlanmasının temelinde, klasik askeri gücün ötesinde bir “asimetrik savaş” gerçeği yatıyor. En dar noktası sadece 34 kilometre olan ve derinliği 60 metreyi geçmeyen Hürmüz, İran için deniz mayınlarını kullanmak adına kusursuz bir savunma hattı sunuyor.
Amerikan istihbaratına göre İran’ın elinde 5 binden fazla deniz mayını bulunuyor. Bu devasa cephanelik; geleneksel temaslı mayınlardan, deniz tabanına yerleşen ve gemilerin manyetik veya ses izlerini takip eden akıllı mayınlara kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Özellikle Çin menşeli, dipten yüzeye fırlayan sistemler tespiti zorlaştıran en büyük tehditlerden birini oluşturuyor. 1988 yılında Amerikan savaş gemisi USS Samuel B. Roberts’ın sadece 2 bin dolarlık bir mayına çarparak 90 milyon dolarlık hasar alması, bu düşük maliyetli silahların ne kadar yıkıcı olabileceğini tarihsel olarak kanıtlıyor.
ABD’nin bu tehdide karşı yürüttüğü strateji ise askeri çevrelerde eleştirilerin odağında. Ahşap ve cam elyaf gövdeli eski mayın tarama gemilerini yakın zamanda emekliye ayıran Pentagon, bunun yerine Kıyı Muharebe Gemilerine (LCS) yöneldi. İnsansız deniz araçları ve helikopterlerle uzaktan mayın imhası yapması planlanan bu yeni nesil alüminyum gövdeli gemiler, henüz gerçek bir savaş ortamında test edilmedi. Üstelik raporlar, bu sistemlerin hedef tespit ve imha güvenilirliğinin beklenen seviyenin çok altında olduğunu ortaya koyuyor.
Mesele sadece denizdeki mayınları temizlemekle de sınırlı değil. İran’ın kıyı şeridine yerleştirdiği radara yakalanmayan alçak irtifa seyir füzeleri, sürat teknesi sürüleri ve sığ sularda gizlenebilen denizaltıları, ABD gemileri için mayın temizleme operasyonunu çok katmanlı bir ateş çemberine dönüştürüyor. Bölgedeki askeri uzmanlar, ABD ve müttefiklerinin üstün bir gayretle Hürmüz Boğazı’nda geçici bir koridor açabileceğini kabul ediyor. Ancak asıl krizin operasyon sonrasında başlayacağı, İran’ın mayınları temizlenenden çok daha hızlı bir şekilde yeniden döşeyebilecek kapasitesinin süreci sonu gelmez bir yıpratma savaşına sürükleyeceği ifade ediliyor.




Yorumlar kapalı.