İsrail hapishanelerinde tutulan Filistinli kadın mahpusların maruz kaldığı ağır hak ihlalleri, genç bir esirin tanıklığıyla bir kez daha gözler önüne serildi. Avukat Hassan Abadi’nin, 23 yaşındaki hemşire Şehd Muhammed Ahmed Adi ile gerçekleştirdiği görüşme, tutukevlerindeki yaşam koşullarının ne denli vahim bir noktaya ulaştığını ortaya koydu.
25 Mart tarihinden bu yana gözaltında tutulan ve Beytullahim’in Beyt Amr kasabasından olan Adi, hem tutuklandığı anlarda hem de cezaevi sürecinde sistematik bir kötü muameleyle karşı karşıya kaldığını aktardı.
Sistematik hak ihlalleri ve baskınlar
Şehd Adi’nin avukatı aracılığıyla paylaştığı bilgiler, cezaevi yönetiminin mahpuslar üzerindeki baskı dozunu artırdığını gösteriyor. Adi, tutuklandığı ilk andan itibaren ağır fiziksel ve psikolojik baskıya maruz kaldığını, özellikle hava sıcaklığının oldukça düşük olduğu bir ortamda, tehdit yoluyla kıyafetlerini çıkarmaya zorlandığını ifade etti.
Adi’nin aktardığı bilgilere göre, cezaevinde ibadet eden mahpuslara yönelik müdahaleler de rutinleşmiş durumda. Mahpusların bulunduğu 6, 7 ve 8 numaralı odalara gece saatlerinde düzenlenen ani baskınlarda; esirlerin gözlerinin bağlandığı, yüzüstü yere yatmaya zorlandığı ve Kur’an-ı Kerim’lerin müsadere edildiği belirtildi.
13 Mayıs baskını: Köpekli saldırı ve tehditler
Tanıklığında özellikle 13 Mayıs tarihinde gerçekleşen baskına dikkat çeken Adi, bu olayın “şahit olduğu en şiddetli saldırı” olduğunu vurguladı. Adi’nin beyanlarına göre, İsrail güçleri baskın sırasında ses bombaları ve eğitimli köpekler kullanarak mahpusları korkutmaya çalıştı. Fiziksel şiddetin yanı sıra sözlü hakaretlere ve silahlı tehditlere maruz kaldıklarını belirten Adi, köpeklerin gece baskınlarında bir yıldırma aracı olarak sistematik bir şekilde kullanıldığını kaydetti.
Sağlık ve yaşam koşulları alarm veriyor
Haberin detaylarında dikkat çeken bir diğer unsur ise cezaevindeki insani koşulların çöküşü. Şehd Adi, mahpuslara verilen yemeklerin hem miktar hem de içerik bakımından yetersiz ve kalitesiz olduğunu dile getirdi.
Kıyafet konusunda ciddi bir kriz yaşandığına işaret eden Adi, her mahpusa sadece bir yazlık ve bir kışlık kıyafet takımı verildiğini, yönetimin ek giysi taleplerini reddettiğini ifade etti. Bu durum, hijyen şartlarının sağlanmasını da imkansız hale getiriyor.
Temizlik malzemelerinin eksikliği ve yetersiz tıbbi müdahale nedeniyle mahpuslar arasında ciddi sağlık sorunları baş göstermeye başladı. Adi, özellikle cilt hastalıkları ve alerjik reaksiyonların tüm bölümlere yayıldığına dikkat çekerek, temel sağlık haklarına erişimin neredeyse tamamen kesildiğini belirtti.



