İsrail hükümetinin Gazze Şeridi’ne yönelik sunulan ateşkes mutabakatları ve anlaşma taslaklarını uygulamadaki isteksizliği, Filistin direnişinin elinde kalan stratejik güç unsurlarını yeniden gündeme getirdi. Binyamin Netanyahu yönetiminin savaşı zamana yayma ve sivil halkın insani dramını bir şantaj malzemesi olarak kullanma politikasına karşı, analistler direnişin hem askeri hem de diplomatik düzeyde hala ağırlığı olan kozlara sahip olduğunu belirtiyor.
Siyasi analist Eyad el-Qarra, Filistin direnişinin daha önce sunulan taslakları kabul ederek önceliği sivil halkın korunmasına verdiğini, ancak İsrail’in taahhütlerinden kaçarak anlaşmaların içini boşalttığını vurguladı. El-Qarra’ya göre direnişin en önemli diplomatik kozlarından biri, arabulucu ülkeler (Katar, Mısır) üzerindeki baskıyı artırmak ve uluslararası kanalları hareketlendirerek İsrail’i masaya zorlamak.
Sahada Yeni Çatışma Riski ve Netanyahu’nun Planı
Eyad el-Qarra, diplomatik tıkanıklığın aşılmaması durumunda ikinci senaryonun sahada topyekun askeri çatışmalara geri dönülmesi olduğunu ifade etti. Bu seçeneğin Gazze halkı için büyük riskler barındırdığını hatırlatan El-Qarra, İsrail Başbakanı Netanyahu’nun da anlaşmalara uymak yerine işgal alanını genişleterek sahada yeni statükolar dayatmak amacıyla bilinçli olarak bu çatışma zeminini zorladığını kaydetti.
İsrail’in, uluslararası hesap sorulabilirlik mekanizmalarının zayıflığından güç alarak “yeni katliam ve soykırım” tehditlerini Hamas üzerinde bir psikolojik baskı aracı olarak kullandığı belirtiliyor.
“Direnişin Askeri Yapısı ve Toplumsal Desteği Sürüyor”
İstanbul Medipol Üniversitesi Siyaset Bilimi Öğretim Üyesi Dr. Mahmoud el-Rantisi ise konunun askeri ve bölgesel dengelerine dikkat çekti. El-Rantisi, uzun süren savaşa ve yaşanan kapasite kayıplarına rağmen Filistin direnişinin hala aktif ve organize bir askeri/idari yapıya sahip olduğunu vurguladı.
Direnişin elindeki temel güç unsurlarını analiz eden El-Rantisi, şu maddeleri sıraladı:
- Veto Gücü: Direniş, kendi onayını almayan veya Filistin halkının çıkarlarına uymayan hiçbir siyasi formülün ya da “savaş sonrası senaryonun” sahada uygulanmasına izin vermeyecek askeri güce sahip.
- Toplumsal Meşruiyet: Gazze toplumundaki güçlü halk desteği ve toplumsal taban varlığını koruyor, bu da direnişe siyasi müzakerelerde büyük bir direnç gücü veriyor.
- Bölgesel Denklem: Lübnan, Yemen ve İran aksında yaşanan bölgesel çatışmalar İsrail’i askeri olarak yıpratırken, Tel Aviv yönetiminin uluslararası arenadaki meşruiyet kaybı da direnişin lehine bir diplomatik zemin hazırlıyor.
Trump Yönetimi ve Azalan Bölgesel Destek
Tüm bu avantajlara rağmen direnişin önünde çok çetin engeller olduğunu belirten Dr. Mahmoud el-Rantisi; Washington’da Donald Trump yönetiminin İsrail’e verdiği sınırsız ve koşulsuz destek ile bölgesel lojistik kanalların daralmasının, Hamas’ın hareket alanını ve baskı araçlarını sınırlayan en büyük dezavantajlar olduğunu sözlerine ekledi.
