Hürmüz Boğazı krizi: Birleşmiş Milletler'de veto şoku
Analiz

Hürmüz Boğazı krizi: Birleşmiş Milletler’de veto şoku

Hürmüz Boğazı’nın ticari trafiğe yeniden açılması için Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Katar, Kuveyt ve Ürdün’den oluşan Körfez ittifakı adına Bahreyn tarafından sunulan karar tasarısı, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde (BMGK) reddedildi. 15 üyeli konseyde 11 üyenin “evet” oyuna rağmen, daimi üyeler Rusya ve Çin’in veto yetkisini kullanmasıyla diplomatik girişimler sonuçsuz kaldı. Oylamada Pakistan ve Kolombiya ise çekimser kaldı.

Enerji arzında Hürmüz kördüğümü

28 Şubat 2026’da patlak veren ABD-İsrail ve İran arasındaki savaşın ardından Tahran yönetimi, boğazı kendisine hasım gördüğü ülkelerin gemilerine kapattığını duyurmuştu. Dünya petrol ticaretinin dörtte birinin, sıvılaştırılmış doğal gazın (LNG) ise beşte birinin geçtiği bu kritik su yolu, küresel enerji arz güvenliğinin merkezinde yer alıyor. İran Deniz Kuvvetleri, boğazda artık “eski statükoya dönülmeyecek yeni bir gerçekliğin” başladığını ilan ederken, mevcut kapalılık halinin özellikle Asya ve Afrika’daki enerji ithalatçısı ülkeleri ağır bir ekonomik darbe ile karşı karşıya bıraktığı belirtiliyor.

Hukuki boşluk ve siyasi hesaplar

Hürmüz Boğazı üzerindeki krizin temelinde ciddi bir uluslararası hukuk tartışması yatıyor. Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne (UNCLOS) göre uluslararası boğazlarda seyrüseferin engellenemeyeceği ilkesi esas olsa da, İran bu sözleşmeye taraf olmamasını gerekçe göstererek kendini bu hükümlerle bağlı saymıyor. Tahran yönetimi, BM Şartı’nın 51. maddesi uyarınca “meşru müdafaa” hakkını kullandığını ve savaş hukuku çerçevesinde operasyon bölgelerine erişimi kısıtlama yetkisine sahip olduğunu savunuyor.

Güvenlik Konseyi’nin yapısal felci

Reddedilen karar tasarısının, Rusya ve Çin’in itirazlarını yumuşatmak adına askeri güç kullanımını içeren 7. Bölüm atıflarından temizlenmiş olmasına rağmen veto edilmesi, konseydeki kutuplaşmanın derinliğini bir kez daha ortaya koydu. Çin’in Körfez petrolüne olan yoğun bağımlılığına rağmen veto kararı vermesi, Pekin’in “iç işlerine karışmama” prensibini ve Batı eksenli yaptırımlara karşı duruşunu ekonomik çıkarlarının önüne koyduğunu gösteriyor. Rusya’nın tutumu ise Tahran ile olan stratejik ittifakının ve konsey içindeki Batı blokunu dengeleme stratejisinin bir yansıması olarak değerlendiriliyor.

Bahreyn Dışişleri Bakanı’nın “sorumsuz davranış kalıplarının kemikleşmesi” olarak nitelediği bu durum, BMGK’nın küresel ekonomiyi doğrudan tehdit eden krizlerde bile kurumsal bir duruş sergilemekte yetersiz kaldığını kanıtlıyor. Kararın çıkmamasıyla oluşan otorite boşluğunun, bölgede hukuk yerine askeri güç dengelerinin hakim olduğu 1980’lerdeki “Tanker Savaşları” dönemine benzer bir kaosu tetiklemesinden endişe ediliyor.

Islamist Agenda