İsrail'de Seçim Sinyalleri: Smotrich'ten İlhak ve İlga Çıkışı
Dünya

İsrail’de Seçim Sinyalleri: Smotrich’ten İlhak ve İlga Çıkışı

İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich’in, Filistin Yönetimi’nin feshedilmesi ve Batı Şeria’daki idari bölünmelerin kaldırılarak bölgenin tamamen İsrail’e ilhak edilmesi yönündeki açıklamaları, bölgede yeni bir siyasi tartışmayı tetikledi. Uzmanlar, bu çıkışın sadece kişisel bir görüş olmadığını, aynı zamanda İsrail yönetimindeki aşırı sağcı kanadın uzun vadeli stratejisiyle örtüştüğünü belirtiyor.

Smotrich, Filistin devletinin kurulmasına karşı olduğunu açıkça ifade ederken, Batı Şeria üzerindeki İsrail egemenliğinin “nihaileştirilmesi” gerektiğini savunuyor. Ancak bu söylem, güvenlik kurumları içinde “bölgede büyük bir patlamaya yol açabileceği” endişesiyle dengelenmeye çalışılıyor.

Uzmanlara Göre “Seçim Malzemesi” ve İdeolojik Hedef

Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan siyasi analistler, bu söylemlerin zamanlamasına ve hedeflerine dikkat çekiyor.

“Seçim Öncesi Radikal Söylem”

Siyaset bilimci Süleyman Beşarat, Smotrich’in çıkışlarını iki ana başlık altında analiz ediyor. Beşarat’a göre, İsrail’de yaklaşan seçim süreci, politikacıları daha radikal söylemler benimsemeye itiyor.

  • Seçmen Stratejisi: Mevcut anketlerin hiçbir bloğun kesin bir zafer elde edemediğini göstermesi, sağcı figürleri tabanlarını konsolide etmek için “yerleşimci” ve “ilhak” söylemlerine daha fazla sarılmaya zorluyor.
  • “Hasm” (Karar) Planı: Beşarat, bu açıklamaların 2017 yılından bu yana gündemde olan ve Filistinlilerin siyasi varlığını tasfiye etmeyi amaçlayan “Hasm Planı”nın güncel bir yansıması olduğunu ifade ediyor. Bu plana göre, Filistinlilerin siyasi bir aktör olarak denklemden çıkarılması hedefleniyor.

“Oslo’nun Sonu ve Yeni Vizyon”

İsrail medyası takipçisi ve çevirmen Azzam Ebu El-Ads ise konuyu ideolojik bir perspektifle değerlendiriyor. Ebu El-Ads’e göre, Smotrich’in açıklamaları, İsrail’de dindar Siyonist akımın iktidardaki ortaklığının bir sonucu.

“Smotrich’in ifadeleri, sadece bir zılgıt veya kişisel bir çıkış değil; bu, Oslo Anlaşması’nın mirasını tamamen gömmeyi hedefleyen bir projedir. İsrail hükümeti, Filistin Yönetimi’ni bir ‘yönetim’ olarak değil, tasfiye edilmesi gereken bir engel olarak görüyor.”

Güvenlik Riski ve “7 Ekim” Vurgusu

Analistler, Smotrich’in “Batı Şeria’da yeni bir 7 Ekim senaryosu” uyarısının da dikkatle okunması gerektiğini belirtiyor. Bu söylem, bir yandan Filistin halkına karşı baskıcı politikaları meşrulaştırmak için bir “korku iklimi” yaratmayı amaçlarken, diğer yandan sahadaki gerçekliğin her an kontrolden çıkabileceğine dair içsel bir korkuyu da yansıtıyor.

Önümüzdeki aylarda, özellikle seçim atmosferinin ısınmasıyla birlikte, Batı Şeria’nın İsrail iç siyasetinde daha fazla bir “seçim malzemesi” haline gelmesi ve sahadaki gerilimin tırmanması bekleniyor. Uzmanlar, bu sürecin İsrail’in uluslararası alandaki konumunu ve bölgesel istikrarı derinden etkileyeceği konusunda uyarıda bulunuyor.