Suriye’nin sahil kenti Tartus’a bağlı Dureykeş kırsalında yetiştirilen safran, bölgenin iklim ve toprak yapısına yüksek uyum sağlamasına karşın pazarlama engelleri ve yüksek üretim maliyetleriyle karşı karşıya bulunuyor. Dünya genelinde yüksek piyasa değeri sebebiyle “kırmızı altın” olarak adlandırılan ürün, yaklaşık 8 yıldır sınırlı arazilerde bireysel üreticilerin çabalarıyla geliştiriliyor.
Deniz seviyesinden yükseklik kaliteyi artırıyor
Dureykeş kırsalındaki Beyt Yusuf köyünde üretim yapan ziraat mühendisleri, safranın deniz seviyesinden en az 400 metre yükseklikteki arazilerde ideal verime ulaştığını belirtiyor. Rakım arttıkça bitkideki aromatik ve etken maddelerin yoğunlaştığı, Beyrut Amerikan Üniversitesi’nde yapılan laboratuvar analizlerinde bölgede yetişen ürünün Fas, İspanya ve İran’daki yüksek kaliteli safran standartlarını yakaladığı ifade ediliyor.
Kimyasal gübre yerine tamamen organik yöntemlerle yetiştirilen ürünün en büyük zorluğu ise yoğun el emeği gerektirmesi. Bir kilogram kuru safran lifi (tepecik) elde edebilmek için yaklaşık bir dönümlük alana 250 kilogram soğan ekilmesi ve ortalama 3 yıllık bir bakım ve hasat döngüsünün tamamlanması gerekiyor.
Tüketim alışkanlığı azlığı ve pazar kısıtlılığı
Bölgedeki üreticiler, hasat edilen safranın ve çoğaltılan soğanların iç pazarda yeterli alıcı bulamamasından şikayet ediyor. Ürünün yüksek fiyatı nedeniyle yerel tüketicilerin alternatif baharatlara yönelmesi ve bölge genelinde safran tüketim kültürünün henüz yaygınlaşmaması, satışı doğrudan etkiliyor.
Dureykeş Ziraat Dairesi’nden ihracat hedefi
Dureykeş Ziraat Dairesi Başkanı Yunus Hıdır, ilçede yaklaşık 13 çiftçinin safran üretimiyle uğraştığını ve ekim alanlarının giderek genişlediğini belirtti.
Geleneksel tarım ürünlerine kıyasla safranın çok daha yüksek kâr marjı sunduğunu vurgulayan Hıdır, üreticilere verilecek lojistik ve pazarlama destekleriyle yerel hasadın gelecekte Suriye dışındaki uluslararası pazarlara ihraç edilmesini hedeflediklerini kaydetti.



