Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) ile ilk karşılaşmamı net olarak hatırlayamıyorum. Gazze kentinin Ed-Derec mahallesindeki UNRWA kliniğinde ilk aşılarımı aldığımda henüz bir bebekmişim. Doğduğum andan itibaren Ajans, bir Filistinli mülteci olarak günlük hayatımın her detayında yer aldı ve adeta kimliğimin ayrılmaz bir parçası haline geldi.
Bu nedenle, ABD’li yetkililerin Gazze Şeridi’nde UNRWA’nın faaliyetlerinin yasaklanmasını talep eden açıklamalarını veya İsrail’in işgal altındaki Doğu Kudüs’te okullar ve kliniklerle dolu UNRWA komplekslerini el koyup feshetme planlarını izlediğimde derin bir üzüntü duyuyorum.
Filistinli olmayanlar için bu hissi anlamak güç olabilir. Dünya için UNRWA, çatışma bölgesinde insani yardım sağlayan uluslararası bir kuruluştan ibaret görülebilir. Ancak bizim için UNRWA bunun çok ötesindedir; davamızın yaşayan tanığı ve hukuki temsilcisidir.
Dede Ahmet’in hikayesi ve “rastgele” doğum tarihi
UNRWA hemşiresinin bana kızamık aşısı yapmasından 52 yıl önce, 1950 yılında Ajans görevlileri, o zamanlar altı yaşında olan dedem Ahmet Ebu Aişe’nin yanına geldi. Bu olay, Birleşmiş Milletler’in 1948 Nakba (Büyük Felaket) sonrası ortaya çıkan mülteci krizine çözüm bulmak amacıyla UNRWA’yı kurmasından bir yıl sonra gerçekleşti.
Bir hayvan tüccarı olan büyük dedem İbrahim Ebu Aişe, 1948’de Siyonist milislerin ilerleyişi üzerine Bi’rüssebi’den (Beersheba) kaçarken geri dönüşün birkaç gün alacağını düşünerek evinin kapısını kilitlemiş; mülkiyet senetlerini, doğum belgelerini ve hayvanlarını geride bırakmıştı. Bu durum, ailenin resmi varlığını kanıtlayan tüm belgelerden yoksun kalacağı uzun bir sürecin başlangıcı oldu.
Dedem Ahmet Ebu Aişe o günleri şöyle anlatıyor:
“İnanabiliyor musun Nur, gerçek doğum tarihimi bile bilmiyordum. UNRWA geldiğinde bana resmi bir belge çıkardılar ve belgeye rastgele bir doğum tarihi yazdılar. Böylece kayıtlı bir belgeyle hukuki bir varlığa kavuşmuş oldum.”
Dedem, UNRWA tarafından verilen bu belge sayesinde 16 yaşına geldiğinde Mısır makamlarından resmi kimlik kartı alabildi.
Mülteci kartı ve kampların inşası
Bu belge sadece bir başlangıçtı. UNRWA aileme mültecilik statüsünü kanıtlayan yegane hukuki ve siyasi belge niteliğindeki “Karnet el-Muen”i (Aile Kayıt Kartı) verdi. Bu kart sayesinde ailem, Ajansın kademeli olarak sunduğu hizmetlerden yararlanmaya başladı.
UNRWA açıkta yatan yüz binlerce kişi için çadırlar kurdu ve Gazze sınırındaki çöl alanlarını kalıcı mülteci kamplarına dönüştürdü: Kuzeyde Cebaliye ve Eş-Şati; merkezde En-Nuseyrat, El-Bureyc, El-Magazi ve Deyr el-Belah; güneyde ise Han Yunus ve Refah kampları kurularak okullar ve kliniklerle donatıldı.
Dedem ilkokulu UNRWA okullarında okudu, ardından babam dahil çocuklarını bu okullara gönderdi. Bizim neslimize gelindiğinde Ajans, Gazze’de yaklaşık 200 okul yönetiyordu. 5 yaşına geldiğimde annem beni ilk aşılarım için tekrar UNRWA kliniğine götürdü. Ed-Derec Karma İlkokulu’ndaki ilk günümde mavi-beyaz çizgili önlüğümü giydiğimdeki sevinci dün gibi hatırlıyorum.
Öğretmenler bize UNRWA logosu taşıyan çantalar, defterler ve kalemler dağıttı. Ücretsiz yemekler ve nakdi yardımlar ailelerimizin yükünü hafifletti. Bu okullarda İngilizce öğrendim, ama daha da önemlisi Filistin hikayesini dünyaya nasıl anlatacağımı öğrendim. UNRWA sayesinde Gazze Şeridi, kuşatma ve işgale rağmen okuryazarlık oranında dünyada en üst sıralara yerleşti.
UNRWA’nın tasfiyesi: Geri dönüş hakkının hedef alınması
UNRWA’nın günlük hayatımızla bu derece iç içe geçmesi, onu milli ve tarihi kimliğimizin bir parçası haline getirdi. Büyükbabalarım “mülteci kartını” hala bir aidiyet ve hak belgesi olarak saklıyor. UNRWA, Birleşmiş Milletler’in topraklarımızı elimizden alarak işlediği suçun somut hafızasını tutuyor ve varlığıyla dünyaya, başta geri dönüş hakkı olmak üzere devredilemez haklarımıza karşı ahlaki sorumluluğunu hatırlatıyor.
İsrail ve müttefiklerinin UNRWA’yı tasfiye etmek için şiddetle mücadele etmesinin temel nedeni tam olarak budur. Bu durum hizmet sunumuyla ilgili idari bir anlaşmazlık değil, mülteci sorununu silme ve geri dönüş hakkını tasfiye etme yönünde açık bir girişimdir.
1948 Nakba’sında Gazze’ye 200 bin mülteci akın etmişti. Bugün, 78 yıl sonra, 2 milyon Filistinli Gazze içinde yeniden yerinden ediliyor. UNRWA, bu kitlesel kökünden edilme süreciyle baş edebilecek tek kurumdur. Uluslararası toplum İsrail saldırılarının yarattığı felaketi ele alma konusunda samimiyse, görevi UNRWA’yı desteklemek ve tasfiye edilmesini engellemektir. Biz Filistinliler ise siyasi ve insani varlığımızın temel taşlarından biri olan bu kuruma tutunma mücadelemizi sürdüreceğiz.



