Gazze Şeridi’nde nakliye ve depolama altyapısının İsrail saldırılarıyla yok edilmesi, yedek parça girişinin engellenmesi ve sürücülerin hedef alınması nedeniyle lojistik sistem tam anlamıyla felç oldu. Cenevre merkezli Avrupa-Akdeniz İnsan Hakları İzleme Örgütü (Euro-Med), İsrail’in malların ve insani yardımların sınır kapılarından girdiği andan itibaren halka ulaşmasını engelleyen sistemli bir politika izlediğini açıkladı.
Gazze Özel Nakliye Derneği Başkanı Nahed Şuheyber, savaş öncesinde bölgede gıda, ilaç, yakıt ve inşaat malzemesi taşıyan 1200 araçlık bir filonun bulunduğunu; ancak bombardıman sonrasında bu araçlardan yalnızca 300’ünün işleyebilir durumda kaldığını belirtti. Filo kapasitesinin %25’e düşmesi, yardım dağıtım ağını çökme noktasına getirdi.
Yüksek işletme maliyetleri ve teknik kriz
Lojistik imkanların kısıtlanması ve bakım malzemelerinin girişine izin verilmemesi, kalan araçların çalıştırılmasını neredeyse imkansız hale getiriyor:
-
Aşırı maliyet artışı: Savaş öncesinde bir kamyonun yağ değişim maliyeti yaklaşık 450 şekel (150 dolar) iken, mevcut kıtlık nedeniyle bu rakam 100 bin şekele (yaklaşık 33 bin dolar) yükseldi.
-
Yedek parça darlığı: Yağın kilogram fiyatının 1100 dolara ulaştığı bölgede, nakliyeciler çalışmayan kamyonları sökerek diğer araçları yürütmeye çalışıyor.
Sürücülere yönelik saldırılar ve altyapı yıkımı
Euro-Med verilerine göre, İsrail saldırılarında Kerem Ebu Salem Sınır Kapısı çevresinde ve yardım güzergahlarında 150’den fazla kamyon imha edildi. Saldırılarda 20’yi aşkın sürücü hayatını kaybederken, 15 sürücü ise gözaltına alındı. Saldırıya uğrayan konvoyların Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı (WFP) ve OCHA koordinasyonunda hareket ettiği vurgulandı.
Depolar yıkıldı, gıdalar bozuluyor
Sektörde faaliyet gösteren yaklaşık 150 nakliye şirketinin merkez ve depolarının yıkılması, soğuk hava depolarının kullanılmaz hale gelmesi lojistik zinciri kopardı. Sınır noktalarındaki bekletmeler nedeniyle dondurulmuş gıdalar ve tıbbi malzemeler ihtiyaç sahiplerine ulaşmadan bozuluyor.
Euro-Med, Cenevre Sözleşmesi uyarınca işgalci güç konumundaki İsrail’in sivil halkın gıda ve tıbbi malzemeye erişimini sağlama yükümlülüğü bulunduğunu hatırlatarak, yardım dağıtım altyapısının kasıtlı olarak çökertilmesinin uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu belirtti.



