İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz’ın, işgal altındaki Batı Şeria’da yerleşimcilerle ilgili asayiş ve yasa uygulama yetkilerini ordudan polise devretme talimatı geniş yankı uyandırdı. Siyasi gözlemciler ve analistler, bu adımın basit bir idari düzenleme olmadığını, Batı Şeria’nın aşamalı olarak İsrail’in sivil ve idari yapısına entegre edilmesini hedefleyen fiili bir ilhak süreci olduğunu vurguluyor.
Söz konusu kararla birlikte bölgedeki güvenlik ve asayiş yetkilerinin, aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’e bağlı polis teşkilatına geçmesi, yerleşimci şiddetinin kurumsal bir koruma zırhına bürüneceği yönündeki endişeleri artırdı.
Askeri yönetimden sivil ilhaka geçiş
Siyasi analist Muhammed Mustafa Şahin, kararın “sinsi ilhak” stratejisinin ve Batı Şeria’daki kontrol mekanizmalarını yeniden yapılandırma planının kritik bir parçası olduğunu belirtti. Şahin, uygulamanın askeri işgal modelinden “kurumsal ve sivil ilhak” modeline geçiş anlamına geldiğini ifade etti.
Şahin, yetkilerin polise devredilmesinin yerleşim birimlerini İsrail’in resmi devlet kurumlarıyla doğrudan organik bağ içine sokacağını, bunun da Filistin topraklarının gasbını hızlandırarak yerleşimci grupların eylemlerine yasal zemin hazırlayacağını kaydetti.
Hukuki statü ve egemenlik tartışmaları
Kudüs uzmanı Dr. Abdullah Maruf ise İsrail polisinin esasen devletin kendi egemenlik alanı olarak tanımladığı sınırlarda görev yaptığına dikkat çekti. Batı Şeria’nın bugüne kadar askeri bölge statüsünde ordu denetiminde tutulduğunu hatırlatan Maruf, yetkinin polise devredilmesinin bölgeye yönelik “resmi egemenlik” ve ilhak adımlarının doğrudan bir göstergesi olduğunu ifade etti.
Analist Yasin İzzeddin de bu hamlenin sahadaki fiili ilhakı resmileştirdiğini ve yerleşimcilere güvenlik aygıtının koruması altında daha geniş bir hareket alanı sağladığını belirtti. Uzmanlar, diplomatik kınamaların ötesine geçilerek uluslararası alanda hukuki ve siyasi yaptırım mekanizmalarının devreye sokulması gerektiğinin altını çiziyor.



