18 Nisan 1901 sabahı İstanbul’dan hareket eden bir Rus vapuru, Osmanlı diplomasisinin Doğu Asya’daki en sıra dışı yolculuklarından birini başlattı. Sultan II. Abdülhamid’in saray subaylarından Hasan Enver Celaleddin Paşa başkanlığındaki 9 kişilik “Nasihat Heyeti”, Çin’de patlak veren ve Batılı güçleri sarsan Boksör İsyanı’nı (1899-1901) yatıştırmak üzere yola çıktı.
Almanya İmparatoru II. Wilhelm, Şantung’daki sömürge çıkarlarını ve diplomatik temsilciliklerini tehdit eden isyana karşı, halifelik makamının manevi otoritesinden faydalanmak istedi. Şiddetli çatışmalara öncülük eden Çinli Müslüman (Hui) birliklerinin direnişini kırmak amacıyla Berlin, II. Abdülhamid’den nüfuzunu kullanarak bölgedeki Müslümanlara itidal çağrısında bulunmasını talep etti.
Batılı elçilikleri tedirgin eden heyet
Osmanlı heyeti, Şeyhülislam Cemaleddin Efendi tarafından kaleme alınan ve yönetime karşı isyanı tasvip etmeyen fetva metnini Çinceye tercüme ettirerek yanına aldı. Ancak heyet henüz Hint Okyanusu’ndayken Almanya, askeri dengelerin değiştiğini belirterek misyona olan ilgisini kaybettiğini bildirdi.
Buna rağmen yoluna devam eden heyet, 3 Haziran 1901’de Şanghay’a ulaştı:
-
Büyük Güçlerin Takibi: Fransa, heyetin Çin Hindi sınırlarındaki Müslümanları hareketlendirmesinden endişe ederek temasları adım adım izledi; İngiltere ise Hindistan’daki Müslüman tebaasını gözeterek heyeti yakın markaja aldı.
-
Geri Dönüş Güzergahı: Diplomatik ve lojistik imkansızlıklar nedeniyle Pekin’e ve iç bölgelere geçemeyen heyet, Rusya Askeri Ataşeliği’nin sağladığı imkanlarla Sibirya üzerinden İstanbul’a dönebildi.
Eğitimle kurulan köprüler: Hamidiye’den Kaşgar’a
Diplomatik temasların fiziki sınırlarına rağmen, II. Abdülhamid döneminde başlatılan bu bağlar kısa sürede kalıcı eğitim projelerine dönüştü:
-
Pekin Hamidiye Medresesi (1907-1908): İmam Vang Kuan’ın İstanbul ziyareti ve Sultan ile görüşmesinin ardından Pekin’deki tarihi Niujie Camii bünyesinde modern ve dini eğitimi birleştiren bir okul kuruldu. İstanbul’dan gönderilen öğretmenler ve kitaplarla desteklenen kurum, daha sonra Darülfünun-ı Hamidiye olarak anıldı.
-
Artuş Darülmuallimin Mektebi (1914): Doğu Türkistan’da eğitim reformu yürüten Musabay ailesinin talebi üzerine İttihat ve Terakki idaresi tarafından bölgeye gönderilen gazeteci-öğretmen Ahmed Kemal, Artuş’ta modern öğretmen yetiştirme mektebini açtı.
Doğu Asya’da kurumsal bir büyükelçiliği ya da konsolosluk ağı bulunmayan Osmanlı İmparatorluğu’nun bu girişimleri, fiziki askeri gücün ötesinde hilafetin sembolik nüfuzunun ulaştığı sınırları ve bölgedeki modernleşme hareketlerine etkisini ortaya koydu.



