İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) tarafından hakkında çıkarılan tutuklama kararı kapsamında ABD topraklarına girmesi halinde tutuklanması gerektiğini savunan Amerikalıların oranının %49’a ulaşması, siyasi ve diplomatik kulisleri hareketlendirdi. The Economist ve YouGov ortaklığıyla 25-27 Temmuz tarihleri arasında 1.559 yetişkinin katılımıyla gerçekleştirilen anket sonuçları, ABD kamuoyunda İsrail’e yönelik tarihsel desteğin keskin bir kırılma yaşadığını ortaya koydu.
Ankette katılımcılara yöneltilen “UCM Netanyahu hakkında tutuklama kararı çıkardı, ABD’ye gelmesi halinde tutuklanmalı mı?” sorusuna yanıt verenlerin %49’u “Evet” derken, %27’si karşı çıktı, %23’lük kesim ise kararsız kaldı.
Washington yönetimi ile kamuoyu arasındaki uçurum derinleşiyor
Siyaset bilimciler ve analistler, anket verilerinin ABD politik bilincinde deprem etkisi yarattığını belirtiyor. Siyasi Analist Muhammed Mustafa Şahin, sonuçların geçici bir istatistik olmadığını, on yıllardır ABD medyasında ve siyasetinde hakim olan İsrail anlatısının çatırdamaya başladığını vurguladı.
Şahin, ABD yönetiminin resmi desteği sürse de halk nezdindeki meşruiyetin hızla kaybedildiğine dikkat çekerek; özellikle gençler, üniversiteler, sendikalar ve Demokrat Parti tabanında Gazze’deki yıkım görüntülerinin İsrail’in cezasızlık zırhını deldiğini belirtti.
Siyasi analistler: “Netanyahu için yeni bir şok”
Ortadoğu uzmanları ve medya mensupları da sosyal medya platformları üzerinden yaptıkları değerlendirmelerde anketin siyasi yansımalarına dikkat çekti:
-
Yaser ez-Zaatire: Sonuçların sadece Netanyahu şahsına değil, İsrail’in ABD içerisindeki lobilerine de ağır bir darbe vurduğunu ifade etti. 7 Ekim 2023 sonrasında İsrail’in küresel kamuoyunda daha fazla destek bulacağı yanılgısına düştüğünü ancak tam tersi bir gerçeklikle yüzleştiğini kaydetti.
-
Naser el-Nueymi: İsrail’e verilen desteğin ABD iç siyasetinde eskiden partiler üstü bir uzlaşı konusu olduğunu, ancak gelinen noktada keskin bir parti içi tartışmaya ve kutuplaşmaya dönüştüğünü vurguladı.
Uzmanlar, kamuoyundaki bu radikal tutum değişikliğinin orta ve uzun vadede ABD’li karar vericiler üzerinde kaçınılmaz bir baskı unsuru oluşturacağı görüşünde birleşiyor.



