ABD Başkanı Donald Trump’ın İran limanlarına yönelik sürdürdüğü deniz ablukası, Hürmüz Boğazı üzerindeki gerilimi yeni bir boyuta taşıdı. Ancak uzmanlar, Washington’un bu hamlesinin Tahran’ın bölgedeki etkisini azaltmak yerine, İran’ın elini güçlendiren bir “koz” haline geldiği görüşünde birleşiyor.
Abluka stratejisi ters mi tepiyor?
Avustralya Ulusal Üniversitesi’nden uzmanlar, Trump’ın uyguladığı ablukanın İran’ı geri adım atmaya zorlamayacağını savunuyor. Analize göre, eğer İran boğazdan petrol geçişini engellerken ABD de İran petrolünü durdurursa, sonuç boğazın tamamen kapanması oluyor. Bu durumun İran’ın stratejik hedefleriyle örtüştüğü; petrol fiyatlarının yükselmesinin ve küresel ekonomideki sarsıntının savaşı ABD için maliyetli hale getirdiği ifade ediliyor.
Caydırıcılık ve coğrafi üstünlük
İran, ABD ve İsrail operasyonlarının başlamasından kısa süre sonra boğazı fiilen kapatarak küresel ekonomiyi rehin alma kapasitesini kanıtladı. Coğrafi yapının Tahran lehine çalıştığına dikkat çeken askeri uzmanlar, dünyanın en güçlü ordusunun bile 3 bin kilometrelik sahil şeridini ve karmaşık deniz rotalarını tam olarak kontrol edemeyeceğini vurguluyor. Özellikle insansız hava araçları ve deniz mayınları, İran’ın bölgedeki “caydırıcı gücünü” korumasını sağlıyor.
Küresel ittifaklarda çatlaklar
İran’ın boğazdan geçiş için “geçiş ücreti” talep etmesi ve ödemelerin Çin Yuanı veya dijital paralarla yapılmasını önermesi, doların egemenliğini zayıflatma girişimi olarak görülüyor. Ayrıca, Trump’ın operasyonları müttefikleriyle koordine etmeden başlatması İngiltere ve Fransa gibi ülkelerde rahatsızlık yaratırken, Tahran’ın bu diplomatik bölünmeyi kendi lehine kullanmaya çalıştığı belirtiliyor.
Uzun vadeli çözüm: Alternatif rotalar
Mevcut tabloda İran’ın boğaz üzerinde mutlak bir kontrolü olmasa da deniz trafiğini ciddi şekilde kısıtladığı ve masada güçlü bir pazarlık payı elde ettiği görülüyor. Uzmanlar, askeri tırmanışın tek başına çözüm olmadığını; kalıcı çözümün ancak Hürmüz Boğazı’nı baypas edecek boru hatları ve demir yolları gibi uzun vadeli projelerle mümkün olabileceğini kaydediyor.
