Kudüs’ün Silvan mahallesinde yaşayan araştırmacı Fahri Ebu Diyab, İsrail makamlarından aldığı sıra dışı bir tebligatla sarsıldı. Evinin bahçesinde beslediği kazların mahalleden “uzaklaştırılması” talep edilen Ebu Diyab, bu kararın bölgedeki Filistin varlığını her yönüyle silme politikasının bir parçası olduğunu belirtti. Daha önce evi iki kez yıkılan Ebu Diyab, işgal yönetiminin hayatın her alanını zorlaştırarak Filistinlileri göçe zorladığını ifade etti.
“Kazlar İsrail’in güvenliğini tehdit ediyor”
Mescid-i Aksa’nın güneyindeki Bustan Mahallesi’nde yaşayan Ebu Diyab, yaşadığı absürt durumu şu sözlerle eleştirdi: “Görünüşe göre bu kazlar İsrail devletinin güvenliğini tehdit ediyor. Oysa bu kazların soyu buradaki işgalden daha eski.” Ebu Diyab, İsrail polisinin kazlar için “sürgün kararı” çıkarırken kendisinden kimlik bilgilerini istediğini, bu durumun trajikomik bir hal aldığını dile getirdi.
Hukukçular: Karar tamamen keyfi
Hukuk danışmanı Medhat Diba, yerel yasaların evcil hayvan beslemek için özel bir izin gerektirmediğini, bu kararın yasal bir dayanağı olmadığını vurguladı. Diba’ya göre, belediyenin bu hamlesi yasaların Filistinlilere karşı “keyfi ve adaletsiz bir şekilde uygulanmasının” en net örneklerinden biri.
Arka plan: Bölgenin demografik yapısı değiştiriliyor
Kudüs’teki aktivistler, bu tür bireysel baskıların aslında daha büyük bir planın parçası olduğunu savunuyor. Bustan ve Batn el-Hava gibi mahallelerde yoğunlaşan baskılarla;
- Filistinlilere ait yapıların yıkılarak yerlerine “Tevrat Bahçeleri” ve yerleşimci otoparkları yapılması,
- Bölgedeki Arap varlığının kültürel ve sosyal bağlarının koparılması,
- 1970 tarihli ayrımcı yasalar kullanılarak mülklerin el değiştirmesinin sağlanması hedefleniyor.
Bölgede halen 80’den fazla aile ve yaklaşık 700 kişi, benzer “idari” kararlar ve tahliye tehditleri nedeniyle evlerini kaybetme riskiyle karşı karşıya bulunuyor.
