Nablus’un kuzeyindeki Beyt İmrin köyünde yaşayan Sadık Fakih için 2020 yılında kurduğu hayal, bugün bir hayatta kalma mücadelesine dönüşmüş durumda. Köy toprakları üzerinde yeni kurulan yasa dışı yerleşim birimleri, Fakih ve ailesi için huzuru kâbusa çevirdi. Ardı arkası kesilmeyen saldırılar sonrası Fakih, çocuklarını koruyabilmek adına evini dikenli tellerle kuşatmak zorunda kaldı.
“Hayalimiz cehenneme döndü”
Evinin stratejik ve güzel bir bölgede olduğunu belirterek söze başlayan Fakih, yaşadıklarını şu sözlerle özetliyor: “Burada yaşamayı hayal etmiştik ama faşist hükümete bağlı yerleşimciler yüzünden sevincimiz cehenneme döndü. Kapımızı zorladılar, içeri girmeye çalıştılar. Başarısız olunca başka yollar denediler. Bu yüzden evi bu tellerle çevirdim; burası artık ailem için dev bir hapishane.”
Devabişe ailesi korkusu
Saldırganların mülklerine zarar verdiğini ve eşyalarını yaktığını belirten Fakih, aldıkları bu önlemin nedenini geçmişteki bir trajediye dayandırıyor. 2015 yılında evlerinde uyurken yakılarak katledilen Devabişe ailesini hatırlatan Fakih, “Yaşananlar o katliamın bir tekrarı gibi. Evlerimiz bizim kimliğimizdir, ne olursa olsun bu topraklarda kalmaya devam edeceğiz” dedi.
İşgalin yeni stratejisi: Tarımsal yerleşimler
Ayrım Duvarı ve Yerleşimlerle Mücadele Heyeti’nin raporuna göre, yerleşimci faaliyetleri sistematik bir devlet politikasına dönüşmüş durumda:
- Hızlı Genişleme: 7 Ekim 2023’ten bu yana 165 yeni yerleşim odağı kuruldu. Sadece 2025 yılında bu sayı 89’a ulaştı.
- Siyasi Talimat: Raporda, bu yerleşimlerin siyasi düzeyden gelen net talimatlarla kurulduğu; yerleşimcilerin “fiili durum” yarattığı, devletin ise bu durumları resmileştirerek altyapı desteği sağladığı vurgulanıyor.
- Coğrafi Parçalanma: Kurulan tarımsal ve hayvansal odaklı yerleşimler, Filistin coğrafyasını daha da parçalamayı ve yerel halkın hareket alanını kısıtlamayı hedefliyor.
