Trump'ın İran çıkmazı: Patlamayan mühimmatlar Tahran'ın elinde
Dünya

Trump’ın İran çıkmazı: Patlamayan mühimmatlar Tahran’ın elinde

İngiliz ve Amerikan medyasında yer alan haberlere göre, ABD ile İran arasındaki gerilim sadece askeri çatışmayla sınırlı kalmayıp; teknolojik casusluk, mühimmat stoğu savaşı ve bölgesel caydırıcılık gibi çok boyutlu bir boyuta evrildi. Eski CIA analistleri, İran’ın çatışma alanlarına düşen ancak patlamayan gelişmiş ABD ve İsrail silahlarını incelemeye almasının Washington için bir “teknoloji kabusu” yarattığını belirtiyor.

Tersine mühendislik tehlikesi

Tahran yönetiminin; Tomahawk füzeleri, Reaper dronları, JASSM füzeleri ve sığınak delici GBU-57 bombaları üzerinde “tersine mühendislik” çalışmaları yürüttüğü kaydediliyor. Uzmanlar, Rusya ve Çin’in teknik desteğiyle bu silahların güdüm, karıştırma ve gizlilik sırlarının çözülmesinin, ABD’nin teknolojik üstünlüğünü ciddi şekilde aşındırabileceği konusunda hemfikir. Tam kopyalama yapılamasa dahi, bu sistemlere karşı koyacak savunma yöntemlerinin geliştirilmesinin sadece aylar sürebileceği vurgulanıyor.

Stratejik hedeflere ulaşılamadı

Haber analizlerde, Donald Trump yönetiminin İran’a yönelik sert askeri adımlarının hedefine ulaşmadığı ifade ediliyor. İstihbarat raporları, yoğun hava saldırılarına rağmen İran’ın füze ve dron envanterinin yarısının halen çalışır durumda olduğunu ve Hürmüz Boğazı’ndaki trafiği tehdit etme kapasitesini koruduğunu gösteriyor. Ayrıca, herhangi bir kara istilası seçeneğinin gerçekçi bulunmadığı, sivil altyapıya yönelik saldırıların ise geniş çaplı hukuki ve siyasi riskler barındırdığı hatırlatılıyor.

Mühimmat stokları eriyor

Washington’ın Tomahawk ve hava savunma füzeleri gibi hassas mühimmat stoklarında ciddi bir erime yaşadığına dikkat çeken uzmanlar, iki tarafın da uzun süreli ve topyekûn bir savaşı sürdürecek kapasitesinin kalmadığını savunuyor. Bölgesel ittifakların sarsıldığı ve bazı müttefiklerin Çin ile yeni dengeler aradığı bu süreçte, askeri güç kullanımının tek başına çözüm olmadığı; çözümün ancak denizlerdeki gerilimin düşürülmesiyle başlayacak kademeli bir diplomasiden geçtiği belirtiliyor.