İki yıl süren tutukluluk döneminin ardından serbest bırakılan Filistinli gazeteci Ramez Awwad, İsrail cezaevlerindeki şartları “yaşayanların mezarlığı” olarak tanımlayarak maruz kaldıkları sistematik hak ihlallerini kamuoyuyla paylaştı. Batı Şeria’daki Ofer ve güneydeki Necef cezaevlerinde tutulan Hristiyan kökenli gazeteci, tahliyesinin ardından yaşadığı süreci insani şartlardan tamamen yoksun bir tecrübe olarak niteledi.
Açlık, korku ve sağlıksız koğuş şartları
27 Ağustos 2026 tarihinde özgürlüğüne kavuşan Awwad, parmaklıklar ardında geçirilen her günün sürekli bir dehşet, darp tehdidi ve açlık baskısı altında geçtiğini aktardı. Verilen yiyeceklerin hem miktar hem de nitelik bakımından yetersiz olduğunu belirten Filistinli gazeteci, koğuşlardaki hijyen standartlarının en alt seviyede tutulduğunu ve temel insani ihtiyaçların dahi karşılanmadığını ifade etti.
Cezaevi idaresinin uyguladığı kısıtlamaların tutukluların fiziksel ve psikolojik direncini kırmayı amaçladığına dikkat çeken Awwad, dışarıya adım attığı ilk andan itibaren kendisini yeniden doğmuş gibi hissettiğini belirtti.
Hasta mahkumlara yönelik tıbbi ihmal
Awwad, cezaevlerindeki en savunmasız kesimin kronik ve ağır hastalıkları bulunan tutuklular olduğunu vurguladı. Sağlık hizmetlerine erişimin kasıtlı olarak engellendiğini ve ağır bir tıbbi ihmal politikasının uygulandığını dile getiren gazeteci, tedavi göremeyen tutukluların çaresizlik içinde kendi kaderlerine terk edildiğini söyledi.
Geride bıraktığı gazeteci ve koğuş arkadaşlarına söz verdiğini hatırlatan Awwad, parmaklıklar ardındaki hak ihlallerini ve cezaevlerindeki dramı uluslararası kamuoyuna duyurmayı vicdani bir görev saydığını kaydetti.
Sofrada gelen gözyaşı: Özgürlük sonrası travma
Tahliyesinin ertesi günü ailesiyle bir araya geldiği yemek masasında yaşadığı duygusal kırılmayı aktaran gazeteci, önüne yemek konulduğu anda parmaklıklar arkasında açlıkla mücadele eden arkadaşlarını hatırlayarak sofradan kalkmak zorunda kaldığını anlattı.
Özgürlüğe kavuşmasına karşın cezaevinde kalanların durumunun zihninde tazeliğini koruduğunu belirten Awwad, en neşeli aile ortamlarında dahi bu travmanın etkisinden kurtulamadığını ifade etti.
“Yavaşlatılmış infaza son verilmeli”
İsrail cezaevlerinde yaşananların medya anlatılarının ötesinde somut bir gerçeklik olduğunu belirten Ramez Awwad, uygulanan baskı ve tecrit ortamını “yavaşlatılmış infaz” olarak niteledi. Uluslararası insan hakları örgütleri ve sivil toplum kuruluşlarına çağrıda bulunan gazeteci, binlerce tutuklunun hayatını tehdit eden bu uygulamaların durdurulması için acil denetim mekanizmalarının devreye sokulması gerektiğini vurguladı.



