Hamas ile İsrail arasında Şubat 2025’te gerçekleşen esir takası anlaşması kapsamında serbest bırakılan ancak Türkiye ve Mısır gibi ülkelere sürgün edilen Filistinli esirler, aile hasretiyle sınanıyor. İsrail makamlarının, serbest kalan esirlerin Batı Şeria’da yaşayan ailelerine yönelik uyguladığı seyahat yasağı, özgürlük sevincini yarım bırakıyor.
Sürgünde eksik bir özgürlük
Nabluslu eski esir Ragıp Alivi, 10 yıl süren tutukluluğun ardından Türkiye’ye sürgün edildi. Ancak İsrail’in koyduğu engel nedeniyle eşi ve çocuğu yanına gidemiyor. Benzer şekilde Mısır’a sürgün edilen Abdülmünim Tama ve Mecdi Aculi gibi isimler de, anlaşma kapsamında aile birleşiminin sağlanacağı sözüne rağmen bir yılı aşkın süredir çocuklarını ve torunlarını göremiyor. Aileler, defalarca denemelerine rağmen sınır kapılarından “güvenlik engeli” gerekçesiyle geri çevriliyor.
Maddi ve sağlık sorunları derinleşiyor
Sürgündeki esirler sadece aile hasretiyle değil, aynı zamanda ciddi geçim ve sağlık sorunlarıyla da mücadele ediyor. Filistin Yönetimi tarafından ödenen maaşların yaklaşık 8 aydır kesilmesi, bu kişileri zor durumda bıraktı. Cezaevi sürecinden kalan sakatlıkları nedeniyle çalışma gücü olmayan esirler, ameliyat masraflarını karşılayamazken, yanlarında bakacak kimseleri olmadığı için tedavi süreçlerini erteliyor.
Sürgün: Sistematik bir işgal stratejisi
Uzmanlar ve eski esir hakları temsilcileri, sürgün politikasının İsrail tarafından 1960’lardan bu yana sistematik bir “toprağı insansızlaştırma” aracı olarak kullanıldığını vurguluyor. Geçmişte esirlere sürgün veya vatan seçeneği sunulurken, son yıllardaki takas anlaşmalarında sürgünün bir ön koşul haline getirilmesi, kazanılan özgürlüğün değerini düşürme ve esirleri toplumsal çevrelerinden koparma hamlesi olarak değerlendiriliyor.
Filistinli esirler için özgürlük, sadece hapishane duvarlarının dışına çıkmak değil, kendi topraklarında aileleriyle bir arada yaşama hakkını geri kazanmak anlamına geliyor. Mevcut durum ise sürgünün esirler için “duvarsız bir hapishaneye” dönüştüğünü gösteriyor.
