Avrupa Birliği (AB) dışişleri bakanları, bugün Brüksel’de gerçekleştirdikleri toplantıda işgal altındaki Batı Şeria’da şiddet olaylarına karışan İsrailli yerleşimcilere yönelik yaptırım paketini onayladı. AB tarafından yapılan açıklamada, bu adımın bölgede tırmanan şiddeti durdurma ve sorumlulardan hesap sorma çabalarının bir parçası olduğu vurgulandı. Söz konusu karar, AB’nin yerleşimci bireylere karşı aldığı ilk koordineli önlem olma özelliğini taşıyor.
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa’ar, karara X platformu üzerinden yaptığı açıklamayla sert tepki gösterdi. Sa’ar, AB’nin “keyfi ve siyasi” bir yol izlediğini savunarak, yaptırımların hiçbir temeli olmadığını iddia etti. İsrailli bakan ayrıca, AB’nin İsrail vatandaşları ile Hamas üyeleri arasında kurduğu paralelliğin “ahlaki açıdan sakat” olduğunu ileri sürerek yerleşim faaliyetlerinin Yahudi halkının tarihi hakkı olduğunu savundu.
Şiddet eylemleri ve uluslararası baskı
Yaptırım kararı, son aylarda Batı Şeria’da Filistinli sivillere ve mülklerine yönelik artan saldırıların ardından geldi. Brüksel, yaptırımların genel olarak İsrail devletini değil, doğrudan şiddet eylemlerine karışmış spesifik bireyleri hedef aldığını belirtti. Özellikle son dönemde yerleşimcilerin İsrail ordusu koruması altında Filistinli aileleri taciz etmesi ve cenazelere müdahale etmesi gibi olaylar uluslararası toplumda büyük infial yaratmıştı.
Bununla birlikte, bazı AB üye ülkeleri bir süredir İsrail ile olan Ortaklık Anlaşması’nın askıya alınması veya aşırı sağcı bakanlar Itamar Ben-Gvir ve Bezalel Smotrich’e doğrudan yaptırım uygulanması yönünde baskı yapıyordu. Şimdilik bireysel bazda tutulan yaptırımların, ilerleyen süreçte genişleyip genişlemeyeceği merak konusu.
Batı Şeria’da ağır bilanço
7 Ekim 2023’ten bu yana Batı Şeria’daki tablo her geçen gün ağırlaşıyor. Filistin resmi makamlarından alınan verilere göre, İsrail ordusu ve yerleşimcilerin saldırıları sonucu en az 1155 Filistinli hayatını kaybetti. Aynı süreçte yaklaşık 11 bin 750 kişi yaralanırken, 9 bin 600’den fazla kişi de gözaltına alındı.
Sonuç olarak, AB’nin bu hamlesi sembolik bir önem taşısa da sahadaki şiddeti dindirip dindirmeyeceği belirsizliğini koruyor. Uluslararası hukuk uzmanları, yaptırımların caydırıcı olabilmesi için daha kapsamlı ekonomik ve diplomatik adımların atılması gerektiğini savunuyor.
