Askeri ve strateji uzmanı Tuğgeneral Hasan Cuni’ye göre, Amerikan savaş uçağının İran hava sahasında düşürülmesi, Washington’ın ilan ettiği “hava üstünlüğü” iddialarını derinden sarsıyor. Bu kritik gelişme, ABD’nin İran hava savunma sistemlerini tamamen felç ettiği yönündeki operasyonel tahminlerinde büyük açıklar olduğunu ve sahada hesaplanmayan sürprizlerin yaşanabileceğini kanıtlıyor.
Olayın sadece taktiksel bir kaza değil, İran’ın ABD hava gücüne meydan okuma kapasitesini gösteren stratejik bir kırılma olduğunu belirten uzmanlar, düşürülen uçağın muhtemelen bir F-15E olduğunu değerlendiriyor. Ağır mühimmat taşıyan ve hayalet uçak F-35’lere kıyasla daha büyük bir termal iz bırakan bu savaş uçakları, hassas hedefleri vurmak için alçaktan uçmak zorunda kaldıklarında hava savunma sistemlerinin açık hedefi haline gelebiliyor. Devrim Muhafızları uçağın bir F-35 olduğunu iddia ederken; İran’ın elinde Rus yapımı S-300’lerin yanı sıra yerli üretim Hordad-15 ve radara ihtiyaç duymadan kızılötesiyle çalışan Mecid gibi sistemlerin faal olduğu düşünülüyor.
Düşen uçaktan fırlatma koltuğuyla atlamayı başaran pilotlardan birinin Amerikan kurtarma ekiplerince güvenli bölgeye alındığı yetkililer tarafından doğrulandı. Ancak kayıp olan ikinci pilotu bulmak için sahada kıyasıya bir yarış sürüyor. Tahran yönetiminin esir düşme ihtimali olan kayıp pilotun yerini bildirenlere para ödülü vadetmesi, sıcak çatışmaya ciddi bir psikolojik savaş boyutu ekledi.
Beklenmedik bu kayıp sonrası Washington’ın hava taktiklerini, uçuş irtifalarını ve hedef türlerini yeniden gözden geçirmesi bekleniyor. Nitekim Amerikan medyasında yer alan haberlere göre ABD, savaş uçaklarını doğrudan riske atmamak için B-52 stratejik bombardıman uçaklarını İran üzerine sevk etti. Bu devasa uçaklar, savunma menzili dışında kalarak çok yüksek irtifalardan derin ve korunaklı hedeflere ağır mühimmat bırakma kapasitesine sahip. Askeri uzmanlar, özellikle stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı ve Güney İran çevresindeki çatışmaların seyrinin, İran savunma sistemlerinin bu yeni Amerikan taktiğine ne ölçüde direnebileceğine bağlı olduğunu vurguluyor.
