İran’daki çatışmalar ve Hürmüz Boğazı’ndaki istikrarsızlık, küresel ticaret rotalarını yeniden çizerken Sudan ekonomisi için beklenmedik bir kapı araladı. Kızıldeniz’in batı kıyısında yer alan stratejik konumu, Sudan’ı sadece Körfez ülkeleri için değil, Doğu Avrupa ve Asya pazarları için de yükselen bir lojistik merkez haline getirdi.
Körfez’in Gıda Güvencesi Sudan’da
Eski Ticaret Bakanı Dr. el-Fatih Abdullah Yusuf’un analizine göre, Hürmüz’deki tıkanıklık sonucu nakliye maliyetlerinin fırlaması, gıda ihtiyacının büyük kısmını ithal eden Katar, Umman ve Kuveyt gibi ülkeleri Sudan pazarına yaklaştırdı. Yusuf, bu durumun Sudan’ın döviz kurlarını olumlu etkileyebileceğini ve ürünlere katma değer katacak sanayi yatırımlarının önünü açabileceğini vurguluyor.
İç Engeller ve Üretim Maliyetleri
Fırsatlar büyük olsa da Sudan içindeki tarım sektörü bazı yapısal zorluklarla karşı karşıya:
-
Zararına Satış: Gedaref eyaletindeki çiftçiler, bir çuval mısırın üretim maliyetinin 140 bin Sudan Sterlini olduğunu ancak satış fiyatlarının 70-100 bin arasında kaldığını, bu durumun üreticiyi zorladığını belirtiyor.
-
Finansman İhtiyacı: Üretimi artırmak için gübre temini, erken finansman ve modern pazarlama stratejilerine acil ihtiyaç duyuluyor.
-
Lojistik Dönüşüm: Şirketler, Hürmüz’deki riskler nedeniyle demir yolu gibi alternatif taşıma yöntemlerine ve stok biriktirme stratejilerine yöneliyor.
200 Milyon Dönümlük Potansiyel
Ekonomist Dr. Muhammed en-Nair, Sudan’ın 750 kilometrelik sahil şeridi ve 200 milyon dönümü aşan tarım arazisiyle Arap dünyasının gıda açığını kapatabilecek tek aktör olduğunu savunuyor. İç savaşa rağmen Sudan limanlarının aktif çalışması, Mısır ve Suudi Arabistan ile ticari bağların sürmesi, ülkeye kriz döneminde avantaj sağlıyor. Sudan, dijital dönüşüm ve gümrük kolaylıklarıyla bu jeopolitik pencereyi uzun vadeli bir ekonomik kalkınma hamlesine dönüştürmeyi hedefliyor.
