Dünya

Tahran’dan 14 maddelik barış planı: Karar Trump’ta

İran ile ABD arasındaki gerilimde, diplomatik çözüm arayışları Rusya ve Çin’in devreye girmesiyle yeni bir safhaya taşındı. Tahran yönetimi, bölgedeki savaşı sona erdirmek ve ekonomik ablukayı kaldırmak amacıyla 14 maddelik genişletilmiş bir barış teklifini Washington’a iletti. İran Devrim Muhafızları’na yakın kaynaklar, bu süreci “siyasi bir zaferin eşiği” olarak nitelendirirken, ABD tarafı henüz resmi bir takvim açıklamadı.

Rusya ve Çin garantörlük yolunda

Diplomatik trafiğin merkezinde, Tahran’ın zenginleştirilmiş uranyum stokuna ilişkin Moskova tarafından sunulan çözüm önerisi yer alıyor. Çin’in ise Rusya ile birlikte olası bir anlaşmanın küresel garantörü olması bekleniyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin geçtiğimiz hafta gerçekleştirdiği Moskova ziyareti ve önümüzdeki günlerde planlanan Pekin ziyareti, anlaşmanın mimarisinin bu iki başkentte şekillendiğini gösteriyor. Ayrıca Arakçi’nin Türkiye, Suudi Arabistan ve AB yetkilileriyle yürüttüğü temaslar, bölgesel bir mutabakat zemini arandığına işaret ediyor.

Teklifte “Kademeli Çözüm” stratejisi

Tahran’ın masaya koyduğu yeni plan, bölgesel krizlerin (Lübnan, Irak, Yemen) bir ay içinde sonlandırılmasını, ardından bir aylık yoğun bir nükleer müzakere sürecine girilmesini öngörüyor. İran, Hürmüz Boğazı’nı tamamen trafiğe açma karşılığında ABD ablukasının kalkmasını ve dondurulan varlıklarının serbest bırakılmasını talep ediyor. Ancak Washington, nükleer dosyanın tüm bu süreçlerin en başında ve öncelikli olarak çözülmesini istiyor.

Trump: Anlaşma mı, baskıya devam mı?

ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın çözüm yolunda mesafe katettiğini kabul etmekle birlikte, teklifin henüz beklentileri karşılamadığını ima etti. Washington’daki kaynaklar, Beyaz Saray’ın yazılı bir anlaşma yerine ablukayı sürdürerek İran’dan daha fazla taviz koparmayı veya sembolik askeri operasyonlarla “zafer” ilan etmeyi seçenekler arasında tuttuğunu belirtiyor.

İran istihbarat kaynakları ise Trump’ın “imkansız bir askeri operasyon ile diplomatik uzlaşı” arasında bir seçim yapmaya zorlandığını savunuyor. Özellikle gemilere yönelik müdahalelerin küresel bir savaşı tetikleme riski, her iki tarafı da askeri seçeneklerden ziyade masada kalmaya iten en büyük engel olarak görülüyor.