Yemenli 34 hak örgütü, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü vesilesiyle yayımladıkları ortak bildiride, ülkedeki basın ortamının “dünyanın en tehlikeli sahalarından biri” haline geldiğini vurguladı. Uzun süredir devam eden iç savaş, otorite boşluğu ve hukuk sisteminin işlememesi gibi faktörlerin gazetecileri açık hedef haline getirdiği belirtilen açıklamada; cinayet, keyfi tutuklama ve zorla kaybetme gibi suçların faillerinin yargılanmamasının şiddet sarmalını beslediği ifade edildi.
Kadın gazetecilere yönelik sistematik baskı
Bildiride, Yemenli kadın gazetecilerin karşı karşıya kaldığı sistematik hedef gösterme, karalama ve şantaj kampanyalarına özel bir parantez açıldı. Keyfi seyahat engelleri ve toplumsal baskılar nedeniyle birçok kadın gazetecinin mesleğini bırakmak zorunda kaldığı veya takma isimler arkasına gizlendiği kaydedildi. Bu durumun, kadınların medya alanındaki güvenli çalışma sahalarını tamamen yok ettiği uyarısı yapıldı.
Dijital alanda modern sansür yöntemleri
Örgütler, sadece fiziksel saldırıların değil, dijital ortamdaki baskıların da zirveye ulaştığına dikkat çekti. Haber sitelerine erişimin engellenmesi, sosyal medya içeriklerinin sıkı bir denetime tabi tutulması ve gazetecilerin kişisel iletişimlerinin izlenmesi gibi yöntemlerin “modern bir bastırma aracı” olarak kullanıldığı belirtildi. Basın kuruluşlarının ayrıca idari izin şartları ve ekonomik ambargolarla da işlevsiz hale getirilmeye çalışıldığı bildirildi.
Şeffaflık barışın anahtarıdır
Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nün bu yılki teması olan “barışçıl bir geleceği şekillendirmek” ile Yemen gerçeği arasında bağ kuran kuruluşlar, medyanın sadece bir haber ileticisi değil, hak ihlallerini ortaya çıkaran ve tarafları sorumlu tutan bir denetleme mekanizması olduğunu hatırlattı. Açıklamada, “Cezasızlık kültürü sona ermeden ve gazetecilerin güvenliği sağlanmadan Yemen’de gerçek bir demokratik dönüşümden veya sürdürülebilir bir barış sürecinden söz etmek imkansızdır” denilerek uluslararası topluma somut adım atma çağrısı yapıldı.
