Tahran ve Washington hattında kritik eşik: ABD'den yanıt geldi
Dünya

Tahran ve Washington hattında kritik eşik: ABD’den yanıt geldi

Orta Doğu’da bölgesel bir savaşa dönüşen krizde, diplomatik kanallardan gelen son haberler temkinli bir umut dalgası yarattı. Tahran yönetimi, pazar akşamı yaptığı açıklamada, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) arabulucular vasıtasıyla ilettiği karşı teklifi aldığını ve metin üzerindeki çalışmaların sürdüğünü teyit etti.

“Pakistan üzerinden diplomatik trafik”

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcü Danışmanı Ali Seferi, ABD’nin İran’ın sunduğu orijinal taslak üzerinde bazı teknik ve siyasi değişiklikler önerdiğini belirtti. Seferi, “Washington’ın sunduğu düzenlemeleri titizlikle değerlendiriyoruz; incelemelerimiz tamamlandığında cevabımızı yine Pakistan aracılığıyla ileteceğiz,” dedi. Tahran, nükleer müzakerelerden önce önceliğin tüm cephelerdeki silahlı çatışmaların durdurulması olduğunu yineledi.

Üç aşamalı barış planı

Basına sızan İran kaynaklı taslağın detayları, çözümün üç ana aşamadan oluştuğunu gösteriyor. Buna göre:

  • Birinci Aşama: 30 gün içinde Orta Doğu genelinde tam bir ateşkes sağlanması ve tarafların (İsrail ve İran müttefikleri dahil) birbirlerine saldırmama taahhüdünde bulunması öngörülüyor.
  • Hürmüz ve Abluka: Planın en kritik noktalarından birini Hürmüz Boğazı oluşturuyor. Tahran, boğazın kademeli olarak gemi trafiğine açılmasını, karşılığında ise İran limanları üzerindeki deniz ablukasının eş zamanlı olarak kaldırılmasını istiyor.
  • Mayın Temizleme: Boğazdaki güvenliğin tesisi için İran’ın bölgedeki mayınları temizleme sorumluluğunu üstlenebileceği, ABD’nin ise bu sürece lojistik destek vermesine itiraz edilmeyeceği kaydediliyor.

Stratejik bekleyiş

Uzmanlar, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin ablukayı “en etkili baskı aracı” olarak gördüğüne dikkat çekerek, Washington’ın bu kozu bırakmak için ağır şartlar öne sürebileceği uyarısında bulunuyor. Ancak her iki tarafın da “yıpratma savaşı”nın ekonomik maliyetlerinden kaçınmak istemesi, masadaki pazarlıkların 2026 yılı içindeki en ciddi diplomatik girişim olduğunu gösteriyor.