Trump baskısı: Avrupa için son mu, yoksa yeni bir başlangıç mı?
Dünya

Trump baskısı: Avrupa için son mu, yoksa yeni bir başlangıç mı?

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun şubat ayında Münih Güvenlik Konferansı’nda kullandığı, “Biz Avrupa’nın çocuklarıyız ama Donald Trump’ın şartlarıyla” minvalindeki ifadeler, transatlantik ilişkilerinde yeni bir dönemin kapılarını araladı. İkinci Trump döneminin başlamasıyla birlikte Washington, savunma harcamalarından ticari dengelere kadar pek çok başlıkta müttefiklerine yönelik sert bir retorik benimsedi.

Marshall Planı’ndan “stratejik özerklik” arayışına

İkinci Dünya Savaşı sonrası Avrupa’nın yeniden inşasını sağlayan Marshall Planı ve 1949’da kurulan NATO, Avrupa’yı on yıllar boyunca askeri ve ekonomik olarak ABD’ye bağımlı kıldı. Ancak Trump’ın Avrupa Birliği’ni bir “ticari düşman” olarak nitelendirmesi ve NATO’nun işlevselliğini sorgulaması, bu bağımlılık ilişkisini sarsıyor. Uzmanlara göre mevcut gerilim geçici bir krizden ziyade, “stratejik ortaklıktan” “pazarlık ortaklığına” geçişin bir işareti.

Avrupa kendi savunma gücünü kurabilir mi?

Güvenlik uzmanları, ABD’nin odağını Çin’i çevrelemek amacıyla Asya-Pasifik bölgesine kaydırmasının Avrupa’yı savunmasız bırakabileceği uyarısında bulunuyor. Bu durum, kıtada iki temel akımı ortaya çıkarıyor:

  1. Bağımsızlık Yanlıları: Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un öncülük ettiği, Avrupa’nın kendi nükleer caydırıcılığını ve ordusunu kurması gerektiğini savunan kanat.
  2. Statükocular: Polonya gibi Doğu Avrupa ülkelerinin dahil olduğu, ABD’nin güvenlik garantisinden vazgeçemeyenler.

Yeni dengeler ve Almanya’nın rolü

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, ABD ile ilişkileri tamamen koparmadan Avrupa’nın birliğini güçlendirmek istediklerini belirtirken, Berlin’in savunma harcamalarını rekor düzeye çıkarması dikkat çekiyor. Öte yandan İtalya merkezli düşünce kuruluşları, İran ve Ukrayna gibi dosyalarda Avrupa’nın dışlanmasının kıtada bir “uyanışa” neden olabileceğini savunuyor.

Sekiz on yıllık bir müttefiklik yapısının sekiz ayda çökmesi beklenmese de, Avrupa’nın Trump rüzgarına karşı dayanışma içinde hareket edip edemeyeceği, kıtanın önümüzdeki elli yılını belirleyecek temel unsur olacak.