ABD'nin İran politikası küresel dengeleri mi değiştiriyor?
Dünya

ABD’nin İran politikası küresel dengeleri mi değiştiriyor?

Analist John Hemmings, ABD Başkanı Donald Trump‘ın İran politikasının arka planında, küresel güç dengelerini yeniden inşa etmeye yönelik alışılmadık bir strateji yattığını öne sürüyor. Telegraph gazetesinde yayımlanan analize göre, Washington’ın İran’a yönelik sert tutumu, Çin’in enerji güvenliğini hedef alarak Pekin ile Moskova arasındaki güç dengesini bozmayı amaçlıyor.

Çin’in enerji bağımlılığı silah olarak kullanılıyor

Analize göre Çin, enerji ihtiyacının önemli bir kısmını İran petrolünden karşılıyor. ABD’nin İran kaynaklı sevkiyatı kısıtlaması, Pekin’i Rusya gibi alternatif kaynaklara daha fazla yönelmeye zorluyor. Bu durum, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin‘in elini Çin karşısında güçlendiriyor. Yıllardır Çin’in fiyat baskısı altında kalan Moskova, artan talep sayesinde hem fiyat belirleme gücünü artırıyor hem de ortaklıktaki özerkliğini pekiştiriyor.

Rusya ve Çin arasındaki “ince çatlak”

Stratejinin asıl hedefinin, Moskova ve Pekin arasındaki sarsılmaz görünen ittifakta bir gedik açmak olduğu belirtiliyor. Washington, Rusya’nın Çin’e olan bağımlılığını azaltarak Moskova’yı Batı ile olan ilişkilerinde daha esnek bir konuma getirmeyi hedefliyor. Bu durum, küresel siyasetin Soğuk Savaş benzeri keskin bloklara ayrılmasını engelleyerek, ABD’ye rakipleri arasında denge kurabileceği dinamik bir hareket alanı sağlıyor.

Trump’ın esnek diplomasi anlayışı

Makalede, Trump’ın dış politika yaklaşımının “maksimum esneklik” üzerine kurulu olduğu vurgulanıyor. Bu yaklaşıma göre rakipler, çıkarlar doğrultusunda geçici ortaklara veya müzakere kozlarına dönüşebiliyor. İran ile yaşanan savaşın veya gerilimin maliyeti yüksek olsa da, Çin’in enerji kaynaklarını daraltmak ve onu Rusya’ya mahkum etmek, ABD’ye dolaylı ama stratejik bir nüfuz sağlıyor.

Uzmanlar, bu stratejinin sınırları olduğu konusunda ise hemfikir. Rusya’nın jeopolitik konumunu tamamen değiştirmek yerine sadece fırsatları değerlendirdiği, Çin’in ise bu hamlelere karşı kendi savunma mekanizmalarını geliştireceği öngörülüyor. Sonuç olarak, Orta Doğu’daki krizin aslında küresel güçlerin satranç tahtasındaki en kritik hamlelerden biri olduğu değerlendiriliyor.

Islamist Agenda