Üç büyük birlikten İsrail'e: Savaş suçu ve etnik temizlik
İslam Dünyası

Üç büyük birlikten İsrail’e: Savaş suçu ve etnik temizlik

Arap, İslam ve Afrika dünyasını temsil eden üç önemli kuruluş; Arap Birliği, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve Afrika Birliği, yayınladıkları ortak bildiriyle İsrail’in Filistin topraklarındaki politikalarına karşı sert bir tavır aldı. Bildiri, İsrail’in bölgedeki uygulamalarını “topyekûn bir savaş suçu ve etnik temizlik” olarak tanımlayarak uluslararası toplumu derhal harekete geçmeye çağırdı.

Etnik temizlik ve işgal politikalarına sert tepki

Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt, İİT Genel Sekreteri Hüseyin Taha İbrahim ve Afrika Birliği Komisyonu Başkanı Mahmut Ali Yusuf tarafından imzalanan bildiride, İsrail’in bölgedeki yerleşim ve ilhak planlarının, uluslararası hukuku ve Birleşmiş Milletler (BM) kararlarını doğrudan ihlal ettiği belirtildi.

Han el-Ahmar ve E1 projesi riski

Bildiride, özellikle işgal altındaki Doğu Kudüs’ün doğusunda yer alan Han el-Ahmar bedevi yerleşiminin boşaltılması ve “E1” yerleşim projesinin hayata geçirilmesi hedefi sert bir dille eleştirildi. Yetkililer, bu adımların sadece yerel bir zorla yerinden etme girişimi olmadığını, aynı zamanda Batı Şeria’nın coğrafi bütünlüğünü parçalayarak bağımsız bir Filistin devleti kurma ihtimalini ortadan kaldırmayı amaçlayan stratejik bir “sömürgecilik projesi” olduğunu vurguladı.

İnsani yardım kuruluşlarına yönelik engeller

Üç kurum, İsrail’in uluslararası sivil toplum örgütlerine ve özellikle Birleşmiş Milletler Yakın Doğu Filistin Mültecileri Bayındırlık ve Yardım Ajansı’na (UNRWA) yönelik kısıtlamalarını “insani yardıma darbe” olarak nitelendirdi.

Bildiride, bu kurumların sahada yürüttüğü insani yardım, iyileştirme ve kalkınma faaliyetlerinin, bölgedeki krizin yönetiminde hayati öneme sahip olduğu hatırlatılarak, İsrail’den bu kuruluşlara yönelik tüm kısıtlamaları derhal kaldırması talep edildi.

Ekonomik abluka ve “mali korsanlık” vurgusu

Bildirinin en dikkat çekici kısımlarından biri de İsrail’in Filistin hükümetine ait vergi gelirlerini (takas paraları) tutmasına yönelik oldu. Kurumlar, İsrail’in yaklaşık 6 milyar dolarlık vergi geliri ve 5 milyar dolarlık banka fonunu haksız yere alıkoymasını “mali korsanlık” olarak tanımladı.

Bu durumun Filistin yönetiminin maaş ödeme ve kamu hizmetlerini sürdürme kapasitesini felce uğrattığına dikkat çekilen açıklamada:

  • Paris Protokolü: 1994 yılında imzalanan protokol gereği İsrail’in toplaması gereken ve Filistinlilere ait olan vergi gelirlerinin, siyasi bir baskı aracı olarak kullanıldığı belirtildi.
  • Ekonomik çöküş riski: Bu mali abluka nedeniyle Filistin hükümetinin aylardır eksik maaş ödemek zorunda kaldığı ve insani hizmetlerin aksama noktasına geldiği ifade edildi.

Uluslararası toplumun, Filistinlilerin kendi kaynaklarına erişimini sağlamak için İsrail üzerinde ciddi bir baskı oluşturması gerektiği çağrısıyla bildiri sona erdi.