Lübnan’ın önde gelen iki Şii dini mercii, ülkenin savunma dinamikleri ve İsrail tehditlerine karşı yürütülen askeri politikalara dair çok kritik açıklamalarda bulundu. Yapılan ortak uyarılarda, Lübnan’ın ulusal egemenliğini ve caydırıcı gücünü zayıflatabilecek her türlü uluslararası dayatma, siyasi vaat veya askeri mutabakata karşı kararlı bir duruş sergilenmesi gerektiği ifade edildi.
“Direniş, devletin yapamadığını başardı”
Lübnan Ceferi Müftüsü Şeyh Ahmed Kabalan, basına yaptığı açıklamalarda mevcut sürecin en önemli önceliğinin “egemenlik güvenliği” olması gerektiğini belirtti. Bölgesel dinamiklerin ve ateşkes süreçlerinin yalnızca Lübnan’ın yüksek menfaatleri doğrultusunda yönetilebileceğini kaydeden Kabalan, direniş hareketinin geçtiğimiz on yıllar boyunca Lübnan devlet mekanizmalarının yetersiz kaldığı savunma refleksini başarıyla inşa ettiğini savundu.
Müftü Kabalan, Lübnan ordusunun askeri doktrinini değiştirmeyi hedefleyen ya da ordunun gücünü kırarak İsrail karşısında ülkeyi savunmasız bırakmayı amaçlayan hiçbir dış dayatmanın sahada karşılık bulamayacağını vurguladı. Güney sınırında ateşkesin kalıcı hale gelmesi ve Lübnan ordusunun konuşlanması sürecinin ancak direnişle koordineli bir ulusal savunma stratejisi kapsamında yürütülebileceğini sözlerine ekledi.
“Ortak kader vurgusu ve bölgesel dengeler”
Yüksek İslam Şii Konseyi Başkan Yardımcısı Şeyh Ali el-Hatib ise yayımladığı resmi bildiride, direniş ekseninin Lübnan’da sadece belirli bir kitleyi ya da mezhebi değil, inancı ne olursa olsun tüm Lübnan halkının onurunu ve toprak bütünlüğünü koruduğunu ifade etti. Siyasi muhaliflere geçmişteki bölgesel tecrübelerden ders çıkarma çağrısında bulunan Hatib, İsrail tehdidi var olduğu sürece direniş seçeneğinin masada kalmaya devam edeceğini vurguladı.
Bölgesel gelişmelere de değinen Şeyh Hatib, direniş ekseninin sahada ortaya koyduğu askeri başarıların Orta Doğu’da yeni denklemler kurduğunu belirtti. Özellikle İran’ın bölgedeki stratejik konumunu tahkim ederek uluslararası aktörleri sahadaki yeni gerçeklikleri kabul etmeye zorladığını savundu.
Lübnan’da silahların gölgesinde siyasi tartışma
Bu açıklamalar, Lübnan siyasetinde uzun süredir devam eden “direnişin silahı” ve ulusal savunma stratejisinin geleceğine dair hararetli tartışmaların yaşandığı bir dönemde geldi. Uluslararası toplumun ve bazı iç siyasi dinamiklerin, silahların tamamen Lübnan devletinin tekelinde olması yönündeki baskılarına rağmen; İsrail ordusunun ateşkes anlaşmasına rağmen gerçekleştirdiği sınır ihlalleri, askeri kanadın argümanlarını canlı tutmaya devam ediyor.
