İsrail’in Gazze’deki yeni stratejisi: "Sistematik yıpratma"
İslam Dünyası

İsrail’in Gazze’deki yeni stratejisi: “Sistematik yıpratma”

İsrail askeri ve istihbarat raporları, Tel Aviv’in Gazze Şeridi’ne yönelik uyguladığı askeri stratejide köklü bir değişikliğe gittiğini ortaya koydu. Askeri analist Ron Ben-Yishai tarafından aktarılan verilere göre, İsrail ordusu “sistematik yıpratma ve yavaş imha” olarak adlandırılan yeni bir doktrini devreye soktu.

Beton kışlalarla kalıcı kuşatma

Rapor, İsrail ordusunun Gazze genelinde yaklaşık 200 milyon şekel (68 milyon dolar) harcayarak, betonarme korumalı 40 kalıcı askeri üs ve karakol inşa ettiğini vurguluyor. Bu yapıların amacı, İsrail güçlerinin bölgede uzun süreli mevzilenmesini sağlamak ve Gazze halkının hareket alanını, tahrip edilmiş Selahaddin Yolu’ndaki “Sarı Hat” ile sınırlandırarak kontrol altında tutmak.

Bu stratejinin temel sacayakları ise şunlar:

  • Tam işgalden kaçınma: Askeri kayıpların artması, ABD ile yaşanabilecek siyasi gerilimler ve doğrudan “askeri yönetim” yükümlülüğünün doğuracağı maliyetler nedeniyle tam işgal seçeneği şimdilik rafa kaldırıldı.
  • İdari boşluk yaratma: Hava üstünlüğü ve gelişmiş istihbarat ağları kullanılarak, askeri ve siyasi liderlerin yanı sıra polis teşkilatı hedeflenerek bölgede bir otorite boşluğu oluşturulması hedefleniyor.
  • Yardım koridorlarının kontrolü: İnsani yardımların geçişini uluslararası aktörlerle koordinasyon içinde kısıtlayarak, Hamas’ın mali ve lojistik kaynaklarının “kurutulması” amaçlanıyor.

“Saatli bomba” uyarısı

İsrail içinden gelen uyarılar ise durumun tehlikesine dikkat çekiyor. 2,1 milyon Filistinlinin Gazze’nin sadece %36’lık bir alanına hapsedilmesi, uzmanlar tarafından “saatli bomba” olarak nitelendiriliyor.

Raporda, sağlık sisteminin çökmesi, salgın hastalıkların yayılması ve uluslararası insani yardım kuruluşlarının fon yetersizliği nedeniyle hizmet veremez hale gelmesinin, bölgeyi mutlak bir insani felakete sürüklediği belirtiliyor. Bu durumun, uluslararası arenada İsrail’in üzerindeki hukuki ve insani sorumluluğu daha da ağırlaştıracağı ifade ediliyor.