Filistinli Esirler Günü’nde esir ailelerinin yaşadığı dram, demir parmaklıkların ötesinde, sessizliğe bürünen evlerde yankılanıyor. İsrail’in özellikle 7 Ekim sonrası tırmandırdığı gözaltı operasyonları, binlerce Filistinli çocuğu anne ve baba şefkatinden mahrum bıraktı. Esir kurumlarının verilerine göre, toplam 9 bin 600 esir arasında bulunan 86 kadından 25’i, hiçbir suçlama yöneltilmeksizin “idari tutukluluk” kapsamında cezaevinde tutuluyor.
Küçük İlyaa’nın hayali kucaklaşması
Nablus’un doğusundaki Beyt Furik köyünde yaşayan 6 yaşındaki İlyaa Melitat, hem annesi hem babası esir alınan yüzlerce çocuktan sadece biri. Anne ve babasının yokluğu nedeniyle sağlık sorunları yaşayan küçük kız, teselliyi geceleri onlarla hayalinde kurduğu diyaloglarda buluyor. Halası Suad Melitat, İlyaa’nın yaşadığı travmayı şu sözlerle anlatıyor: “Geceleri onlarla konuşuyor. Bir keresinde babasıyla arabada olduklarını, babasına eve ne kadar kaldığını sorduğunu ve babasının ‘9 dakika’ dediğini anlattı. Annesine sarılmış gibi gülüyordu.”
Annesi Asil Melitat’ın hapishanede 33 kilogram kaybettiği ve bacağında kırık olduğu haberini alan aile, Uluslararası Kızılhaç Komitesi’nin ziyaret engeli nedeniyle endişeli bir bekleyiş sürdürüyor.
Yedi kardeşin “anne” hasreti
Kudüs’ün batısındaki Biddu köyünde ise Fatma Mansur‘un yedi çocuğu, bir yılı aşkın süredir annelerinin yolunu gözlüyor. Evin tüm sorumluluğunu üstlenen üniversite öğrencisi iki büyük kız kardeş, annelerinin yokluğunu aratmamaya çalışsa da duygusal boşluk her geçen gün derinleşiyor. 19 yaşındaki Samira, en mutlu gününde, nişan töreninde annesinin yanında olmamasının verdiği acıyı “En zor anım oydu; annemin rehberliğine en çok ihtiyaç duyduğum anda o yoktu” diyerek ifade ediyor.
“İdam yasası” endişeyi tırmandırıyor
Esir ailelerini en çok korkutan gelişme ise İsrail Meclisi’nin (Knesset) gündemindeki esirlere yönelik idam yasası. Aileler, hapishanelerden gelen “açlık, darp ve aşağılama” haberleriyle sarsılırken, bu tür yasal düzenlemelerin sevdiklerinin hayatını doğrudan tehlikeye attığını vurguluyor.
Hemen her Filistinli aile, uluslararası topluma ve insan hakları örgütlerine, cezaevlerindeki insani koşulların düzeltilmesi ve aile ziyaretlerinin yeniden başlatılması için somut adımlar atılması çağrısında bulunuyor.
